Karı-Koca evliliğinin tarihe asla erkekle kadının karşılıklı uzlaşması olarak girmez, ve hele en yüksek evlenme biçimi olarak asla kabul edilemez . Tersine : bir cinsin öbürü tarafından uyruk altına alınması olarak bütün tarih-öncesinin o zamana kadar bilmediği, iki cins arasındaki bir çatışmanın açığa vurulması olarak ortaya çıkar
Tek-eşlilik, hiç bir şekilde, bireysel cinsel aşkın meyvesi olmadı; evlilikler, geçmişte olduğu gibi, gene büyükler tarafından kararlaştırıldıklarına göre, tek-eşlilikle bireysel cinsel aşkın hiçbir ilişkisi yoktu. Bu doğal koşullar üzerine değil, iktisadi koşullar [yani, özel mülkiyetin, ilkel ve kendiliğinden ortaklaşa mülkiyet üzerindeki yengisi] üzerine kurulmuş ilk aile biçimi oldu. Aile içinde erkeğin egemenliği ve yalınızca ondan olabilecek ve babanın serveti kendilerine kalacak çocuklann doğması, -karı-koca evliliğinin (mariage conjugal), Yunanlılar tarafından içtenlikle açıklanmamış gerçek erekleri işte bunlardır.
Çağımızda, egemen sınıflar ayrıcalıklarını kaptırmamak amacıyla dinlerin yaşamasını kendileri için yararlı görüyorlar. İktidarda bulunan burjuvazi; kitleleri uyuşturmak, gerçeği görmelerini önlemek üzere dini, bir araç olarak kullanıyor. Onun gözünde din, ezilenlerin acıları için bir uyuşturucudur, bir teselli kaynağıdır. Bu yüzdendir ki, halkın bir dini olması egemen sınıfça isteniyor; oldum olası tutucu ve yavaşlatıcı bir büyük kuvvetler şeklinde kendini gösteren dinsel geleneklerin sürüp gitmesine çalışılıyor. Ama dinler kapitalizm için sonsuz bir korunak ve destek olmayacaktır....
Bağıntıların herhangi birinin değişmesi, diğerlerinin de değişmesine yol
açar. Buna ilişkin genel kuralı şöyle özetleyebiliriz: Kategorilerin hareketi, diğer bütün belirlenimleriyle ve belirlenimlerin birbirleriyle olan bağıntısından doğmaktadır ve hepsi birbiriyle karşılıklı etkileşme içindedir.
ilişkilerin değişmesi hareketi doğurmakta, ya hareketi boyunca bağıntılı
olduğu kategoriler ya da bir belli kategori ile olan ilişkisi değişmektedir.