Eskiden potin ya da çank yapmak için, giysi dikmek, çivi yapmak, çayır biçmek, vb. için tek bir yöntem söz konusuyken, falanca işçi ötekilerden daha çok potin, giysi, çivi üretmiş ya da daha çok ot biçmişse, bu çalışkanlığı ve becerisi için, başkalanndan daha çok ürettiği için
ona daha yüksek ücret ödenmesi gerektiği düşünülürdü.Ama her işletmede verimin (üretkenliğin) önemli ölçüde makinelere ve iş organizasyonuna bağlı olduğu günümüzde, işçilere ödenecek ücretlerin, tek tek her işçinin elde ettiği üretim sonucuna bakılarak saptanması gitgide zorlaşmakta, hatta olanaksızlaşmaktadır.O bakımdan, bir sanayi dalı ne kadar gelişmişse, orada üretilen nesne adedine göre ücret saptanması yöntemi kaybolmakta, bunun yerini hızla günlük ücret (yevmiye) yöntemi almaktadır
Kilisenin amacı, halkı zihinsel körlük, kölelik içinde tutma ise, devletin amacı da halkı yarı aç yarı tok bir durumda ekonomik kölelik içinde tutmaktır. İşte, müthiş bir silkinişle üzerimizden atmamız gereken iki boyunduruk!
...hiçbir zaman, hiçbir devlette ‘laisser faire’ geçerli olmamıştır. Devlet geçmişte de şimdi de, her zaman hep sermayeye destek olmakla kalmamış, onun doğrudan ya da dolaylı yaratıcısı olmuştur.