Gücüm azaldığında düşünmeye halim kalmıyor, işte o zaman kokuları, sesleri ve altımdaki zemini algılamaya daha açık hale geliyorum. Sanki duyularım çevreye açılıyor.
Ne kadar çok yürürsem bedenim, zihnim ve çevrem arasındaki ayrımı o kadar az hissediyorum. Dış dünya ve iç dünya birbirine bağlanıyor. Doğayı izleyen bir gözlemci olmuyorum artık, bütün bedenimle doğaya dahil oluyorum.
İnsanın, böyle hiç konuşmayan bir arkadaşı olması, bıkmadan usanmadan da onu dinlemesi ne iyi. Hasan bir esriklikte, mavi yağmurcuk kuşunda, havada dönen kartallarda, çıngıraklıyılanlarda, bir de Salihte kendini unutmasa ölürdü.
Daha dokuz yaşındayken gelecekteki felaketlere hazırdım. Yaşamım sükunet içinde başıma gelecek felaketleri beklemek ve onların hayatımın içine işlemesini izlemekle geçecekti.