Çoğu kez anılar birbirini çağrıştırır. Bazen bir olay bir başka olayı, bir insan başka bir insanı, bir duygu başka bir duyguya hatırlatır. Ya mutlu eder ya acıtır. Derinlere ittiğimiz şeyleri yüzeye çıkarır, küllendi sandığımız ateşleri körükler gibi. "Yaşandı bitti" dediğimiz birçok şeyin, avucumuz kadar olup da deryalar barındıran yüreğimizin bilinmeyen bir köşesinde öylece duruyor olduğunu, hiç de bitmediğini fark ederiz.
"İnsan yalnızdır, bunu en çok ölürken anlar
Bir ses arar karanlıkta, duymaz
Kalabalıklar içinden geçse de
Kendiyle baş başadır son durağa varırken
Bütün sevdikleri birer birer giderler
Bir hatıra kalır geriye, bir de sızı
Artık ne güneşin doğuşu, ne kuşların sesi
Dolduramaz o derin, o uçsuz boşluğu."
Ümit Yaşar Oğuzcan