Tavanları, duvarları tutan kemerlerin altındaki girintiler, bir zamanlar insanların yaşadığı, oturduğu, duğu, dığı, tiği, akla gelecek her şeyi, gelmeyecek her şeyi yaptığı girintiler şimdi, dişsiz ağızlar gibi, batan güneşin ışınlarını karşıdan aldıkları zaman renklerin en olgununa, toprak rengine boyanır.
Sabah için, tüm elmaslar.
Gece mülkünden olmuş.
Yoksulluk olacak hissesi.
Yalnız gölge çizer yolu.
Ey bolluk! Bir yıldız donar
ölülerimizin gözlerinde.
Kıyamet kopsa dahi kötülük mekanizmaları işlemeye devam edecek. Bunu anladım. Dedikodu yapmaya, idarecilerin karşısında el pençe divan durmaya, televizyonlarını ve kürk mantolarını kurtarmaya devam edecek insanlar. Dünyanın son gününün arefesinde insan, aynı şimdiki gibi olacak. Hep aynı kalacak.
Yani Efesli Heraklitos’un MÖ 500’lerde “insan aynı ırmakta iki kez yıkanmaz” önermesi, değil beyin, prefrontal korteksteki çalışılabilen 300 nöron bağlantısallığı için bile doğru. Beyin yaşamın her anında daha önce hiç yaşanmadık ve daha sonra da yaşanmayacak yeni bir enformasyon ağını yani bir gerçeklik modelini “yaratır”.