"Keşke ölüm düşüncesini tamamen kafamdan atabilsem, diye düşündü. Ancak bunun, yağmurun yağmasını engellemeye çalışmaktan farkı yoktu."
2. Dünya Savaşı'nda Japonya'ya atılan atom bombaları, binlerce insanın ölümüne veya sakat kalmasına yol açtı. Etkisini bombanın atılmasından on yıl sonra göstermeye başlayan radyasyon, ne yazık ki pek çok çocuğun ve gencin hastalanmasına neden oldu.
Sadako da onlardan biriydi...
Sadako, hayat dolu ve enerjik bir kızdı. Ancak günün birinde ağrılar çekmeye, güçten düşmeye başladı. Acı haberi çok geçmeden öğrendi; lösemiye yakalanmıştı.
Japon geleneğine göre kağıttan bin turna kuşu yapan herkesin dileği kabul olunur. Sadako da ümidini yitirmeden kâğıttan turna kuşlarını katlamaya başladı.
Bu kitapta, onun herkese örnek olması gereken umut ve cesaretin öyküsünü okuyacaksınız.
Sadako'nun bu acı hikâyesini okurken tüm duyguları derinden hissedeceksiniz.
Kesinlikle okunması gereken kitaplardan birisi bence.
Sadako ve Kağıttan Bin Turna KuşuEleanor Coerr
Roman 1992-1995 yıllarında, Sırpların Müslüman Boşnaklara yaptığı zulmü anlatıyor. Yapılan bu zulümler, katliamlar, soykırımlar okurken insanı derinden sarsıyor. Roman ana karakterimiz olan Suada'nın başından geçenleri anlatıyor. Kitabı okurken savaşın iğrenç tarafını bir kez daha hissediyorsunuz.
Aynı ırktan geliyorlardı. Aynı dili konuşuyorlardı. Bir tek dinleri farklıydı. Biri Müslüman Boşnak genci, diğeri ise Hıristiyan Sırp’tı. İkisi de konservatuardaki aynı Boşnak kızına âşık olmuşlardı. Ve bir gün bu iki genç, güzeller güzeli Suada’ya aşklarını ilan ettiler. Ancak gençlerden biri aşkına karşılık bulmuş, diğeri ise “Kalbimde iki kişiye yer yok” cevabını almıştı.
Takvim yaprakları 6 Nisan 1992’yi gösterirken bir bomba düştü beyaz zambakların açtığı yüreklere… Suada patlak veren savaşın estirdiği rüzgârda âdeta savrulan bir yaprak gibiydi. Savruldu, savruldu, savruldu… Sonra da kader onu bir zamanlar ‘hayır’ dediği genç adamın eline esir düşürdü. Genç adam, o gün ela gözlü çöl ahusuna bakmış “Kader bizi ne inanılmaz bir şekilde birleştirdi, görüyor musun Suada?” demişti.
Modern zamanlarda Avrupa’da yaşanmış bir soykırımda, kadere inananların romanıdır İncir Kuşları…
Bu kitap tamamen gerçeklere dayanmaktadır
İncir KuşlarıSinan Akyüz
Hasretinden Prangalar Eskittim çokca sevdiğim ve başucu kitaplarımdan birisi. Değer verdiğim birinin hediyesi ile tekrar okumak çok çok güzel oldu. O mısraları yeniden hissetmek çok özeldi #k:7 Ahmed Arif 03
“İlân-ı aşk makamından bir mısrâ,
Yeşerip, kımıldar içimde,
Düşer aklıma gözlerin…”
(syf:27)