Turgay Ak

Turgay Ak
@AkmareulBoatda
BOLU
Eskişehir, 17 Kasım
12 okur puanı
Ocak 2017 tarihinde katıldı
Reklam
“Dört kurbağa, nehrin kıyısında yüzen bir kütüğün üstüne oturmuşlardı. Kütük birden akıntıya kapıldı ve yavaşça nehrin aşağısına doğru sürüklenmeye başladı. Kurbağalar memnundular ve meraklanmışlardı, çünkü daha önce hiç gemi yolculuğu yapmamışlardı. Bir süre sonra birinci kurbağa konuştu ve dedi ki, “Bu gerçekten harika bir kütük. Sanki canlıymış gibi hareket ediyor. Daha önce hiç böyle kütük görülmemiştir.” Sonra ikinci kurbağa konuştu ve dedi ki, “Yo, dostum, kütük, diğer kütükler gibi ve hareket etmiyor. Hareket eden nehir; nehir denize doğru koşuyor ve bizi de kütükle birlikte sürüklüyor.” Ve üçüncü kurbağa konuşup dedi ki, “Ne kütük ne de nehir hareket ediyor. Hareket eden bizim düşüncelerimiz. Çünkü düşünce olmadan hiçbir şey hareket etmez.” Ve üç kurbağa aslında neyin hareket ettiği konusunda çekişmeye başladılar. Kavga giderek hararetlendi ve gürültü arttı, ama bir türlü anlaşmaya varamadılar. Bunun üzerine o zamana kadar sessiz kalıp dikkatle dinleyen dördüncü kurbağaya döndüler ve onun fikrini sordular. Ve dördüncü kurbağa dedi ki, “Her biriniz haklısınız ve hiçbiriniz hatalı değilsiniz. Kütük, su ve düşüncelerimiz, hepsi hareket ediyor.” Ve üç kurbağa çok sinirlendiler; çünkü hiçbiri kendisinin tamamen haklı ve diğer ikisinin tamamen haksız olduğu fikrinden vazgeçmeye yanaşmıyordu. Sonra garip bir şey oldu. Üç kurbağa birleşip, dördüncü kurbağayı kütüğün üstünden nehre ittiler.”

Turgay Ak

, bir kitap okudu
Puan vermedi·254 syf.·
2018 3. kitabı
Ziya Gökalp
9/10 · 7,8bin okunma
Anne, ben ömrümde bir kere ağladım. Hiçten bir şey için, doya doya kana kana ağladım. Bilmem hatırında mı? Bundan yirmi beş sene evvel. Sen büyük bir felâketten yeni çıkmış genç bir duldun. Ben bir asker mektebinde okuyordum. Haftada bir çıkıyorduk. Sen mektebe geldin. Kapıda beni görmeğe müsaade etsin diye bir zabitle konuşuyordun. Bense bahçeye çıkmış, bir ağacın arkasında sizi tâ uzaktan gözetliyordum. Sen benim orada olduğumu bilmiyordun. Yağmur yağıyordu. Seni uzaktan, bir çarşaf içinde, incecik hayâlinle görüyordum.Zabit sana birtakım işaretler yaptı. Galiba görüşmemizin mümkün olmadığını söyledi. Sen de döndün. Yağmur altında, evimize saatlerce uzak o yerde, tek başına, boynu bükük, uzaklaştın gittin.Kim bilir nereye gittin? Geceyi nerede geçirdin. Sen giderken, ben de saklandığım ağaca başımı dayadım. Belki bir saat, belki bir ömür ağladım.
Kültür-Sanat