Yazmak; insanın gözlemlerinden, yaşadıkları ve yaşattıklarından, hayattan, okuduklarından, hissettiklerinden, konuşulanlardan, olay ve olgulardan, konuşulanlardan, düşündüklerinden beyninde biriken fikir ve düşünceleri; yüreğinde biriken his veya duyguları kaleme almaktır.
Yazmak aynı zamanda iyi bir okumanın meyvesidir. Okumak dendiğinde, sadece kitaplarla sınırlı kalmayan bir okumaktan bahsediyorum. Her şeyi iyi düşünmek, iyi dinlemek ve gözlemlemek, iyi hissetmek, iyi empati kurmak, iyi dersler çıkarmak, muhabbetlere dahil olmak ve konuşmak ve aynı zamanda bunları kitaplarla desteklemek iyi bir okuyucu olmak demektir. İyi okuyan herkes aynı zamanda iyi bir yazan veya yazar da olabilir. Yazmak; insan ruhunu ve zihnini terapi eden en iyi ve etkili bir egzersizdir.
Yazmayı, şuna benzetebiliriz: “İnsan nasıl kendi bedeniyle önce hafif yükler alır sonra bu hafif yüklerler biriktikçe ağırlaşır ve beden giderek zorlanır ve rahatsızlık duyar ya! ta ki; beden alabileceği yük kapasitesine gelene kadar. Beden bundan fazla yük taşıyamaz. Tek çare; o yükleri indirmek ve bedenen rahatlamak ve hafiflemek ise.”
Yazmak da; İnsanın zihninde biriken fikir ve düşünceler, yüreğinde biriken duygu ve hisler; insan ruhuna ağırlık vererek rahatsızlık vermeye başlar. Ruhta biriken bu yükleri kelime kelime yazarak cümleler kadar indirdikçe insan ruhu da hafifler ve rahatlar. Böylece insan psikolojik olarak ferahlık duyar. Bu nedenle yazmak ruhsal bir egzersizdir.
Yazmak; insanın duygu, düşünce ve fikirlerini geliştirir; ruhu olgunlaştırır, iyileştirilir. İnsan yazarak içsel bir yolculuğa çıkar. Kendisinde birikmiş olan duygu, düşünce ve fikirleri kelime kelime alıp cümle cümle toplayıp insanın okuma durağında bırakır. Bu durakta iyi okuyucular onları valiz diye alıp götürürler.