Ak TDE

Ak TDE
@Aktde
3 okur puanı
Ağustos 2023 tarihinde katıldı
On Küçük Zenci / = \ On Kişiydiler
İşte dil ve edebiyatın gücünü özümseyebilen nadide ruhlardan pek manidar bir hediye daha! Ten Little Indians > and then, there were none ! Ve kimse kalmadı. Tüm dünyada giriş ya da kapanış cümleleri sonsuza kadar hatırlananlar sadece özel ve gerçekle bağlantılı yapımlardır. İngiliz edebiyatından dünya edebiyatına yayılan Agatha Christie, polisiye serisinin de ötesine geçebilmiş bir yazar! En ünlü ve muazzam eseri tüm çevirilerde isim değişikliğine uğrayarak ırkçı söylemden uzaklaşıp öz dilini de yansıtabilmek amacıyla artık On Kişiydiler adıyla kütüphanelerde yer alacak. Her eser kendi özünde daha güzeldir. Çeviri hatalarını uyarmaya devam etmeliyiz. Zira bu da kötünün iyisi !..
Edebiyat & Roman
Akış
Zaman; o pürüzsüz mermeri dahi yontup duran amansız usta, aslında bir akış değil de bir titreşimdir. Her lahza sanki sonsuzluğun kenarından koparılan kristal bir damla gibidir. Biz zayi ettiğimizi sandıkça o her anı biriktirir ve anıların mahzenine ustaca istifler. Saatin tik takları bir ilerleme değil sadece kâinatın derin bir iç çekişidir. Lakin mekânın kendine has bir dimağı, derin bir sükûtu vardır. Taşlar ve tuğlalar yalnızca toprağın lüzumsuz kalıntıları değillerdir, aynı zamanın şahitleridirler. Duvarlar mütemadiyen dinler; her fısıltıyı, her kahkahayı, her vedayı içlerine sindirir. Bir konağın eşiğinde durduğunuzda sadece o anı solumazsınız ki içeride asırlarca demlenmiş bir keder ya da neşe sizi sarar. Mekân asla boş değildir; daima bir ruhun, bir hatıranın gölgesi ile meskûndur. Ruhun sırrı işte bu birikimde saklıdır. Bizler bir tecessüs uğruna şehrin dehlizlerinde dolaşan, aradığı titreşimi bulmaya çalışan avareleriz. Geçmiş; bir hayalet gibi peşimizde dolanmaz bilakis o eski atlasın her kıvrımında, her cephesinde büyük bir ihtimamla saklanır. İnsan; kendi ihmaliyle yok olacağını sandığı her şeyi o kadim mekânların ebedi hafızasında hiç solmayacak bir hakikat olarak yeniden bulur.
Hayata Dair
Ruhumuzu daraltan bu şuursuz hengâmeye, yalnızca meclisimizde yeri olan o zarif gönüllerin şifası için rıza gösteriyoruz. Şu âlemin manadan yoksun izdihamına, sırf aralarında saklı duran o birkaç kıymetli cevherin yüzü suyu hürmetine katlanmaktayız. Yoksa kalbi yoran bu kuru kalabalığa kulak tıkayıp gitmek işten bile değildir; lakin 'hatır' denilen o yüce mefhum, bizi şimdilik 'sabır' limanında demirli tutar. Zira erbab-ı muhabbet olan o bir iki dostun varlığı, kalan tüm kalabalıkların beyhude gürültüsüne kefarettir.
Edebiyat