Eski Kafa

Eski Kafa
@Alaca_limoncicegi
Ah insanlar! Nasıl da gizemlisiniz!
Puan vermedi·88 syf.··
2026 6. kitabı
Ben keşke bu yazarla arkadaş olsaydım. Yürümek’te sadece yürümekten değil, aslında tabiatın kendisinden söz ediyor. Kendine has bakış açısıyla hepimizin bildiği şeyleri bambaşka bir perspektiften anlatmayı başarıyor. Kitabı elime aldığım gibi bitirdim, akıcı ve düşündürücüydü. Thoreau’nun doğayla kurduğu o derin bağ insanın modern hayatın karmaşasından uzaklaşıp sadeleşme ihtiyacını da hissettiriyor. Yürümeyi yalnızca fiziksel bir eylem olmaktan çıkarıp bir farkındalık ve özgürleşme biçimine dönüştürüyor.Doğayla kurulan bu ilişki, aslında insanın kendisiyle kurduğu ilişkinin de bir yansıması gibi. Teşekkürler Thoreau.
YürümekHenry David Thoreau · Can Yayınları · 20204,541 okunma
Reklam
Puan vermedi·380 syf.··
2026 3. kitabı
“Üç arkadaş indik bu şehre: İflahsızın Yusuf, Pehlivan Ali ve Köse Hasan…” Bereketli Topraklar Üzerinde, Anadolu’nun bağrından kopup ekmek parası için şehre inen üç arkadaşın hikâyesini anlatıyor. Başta birbirlerine tutunarak ayakta kalacaklarına, hemşerilik bağını bırakmayacaklarına söz veriyorlar. Ancak şehir, onları yavaş yavaş değiştiriyor. Belki de şehir değil; ekmek kavgası, hayatın sertliği ve geçim derdi değiştiriyor insanı. Roman, Türkiye’nin 1950’li yıllarındaki işçi sınıfının zorlu yaşamını sade ama çarpıcı bir dille gözler önüne seriyor. Orhan Kemal, süslü cümlelerden uzak durarak hayatın gerçekliğini olduğu gibi aktarmayı tercih etmiş. Kitabı ilk okumaya başladığımda dili bana biraz kaba ve sert geldi. Ancak ilerledikçe bu dilin aslında anlatılan hayatla ne kadar uyumlu olduğunu fark ettim. Anlatımın sadeliği, hikâyenin akıcılığını artırıyor ve karakterlerin yaşadığı zorlukları daha derinden hissettiriyor. “Bereketli Topraklar Üzerinde”, sadece üç arkadaşın hikâyesi değil; aynı zamanda bir dönemin, bir mücadelenin ve değişen insanın hikâyesi. Anadolu’dan çıkan umutların şehirde nasıl sınandığını görmek isteyen herkesin okuması gereken bir eser.
Bereketli Topraklar ÜzerindeOrhan Kemal · Everest Yayınları · 20208,4bin okunma
Puan vermedi·293 syf.··
2026 2. kitabı
Kitabı okurken sen kendin değilsin; Deborah’sın artık. Onun gördüğü şekilde görüyor, onun hissettiği gibi hissediyorsun dünyayı, hatta dünyalarını… Bu yüzden kitapta olaylardan çok duygular, algılar ve gerçeklik ile hayal arasındaki ince bir çizgide kalıyorsun. Okurken bir hastalığı değil, bir insanın anlaşılma ve var olma mücadelesini görüyorsun. Toplumun normal insan algısını sorguluyorsun. (Normal insan desem, hangimiz normal ki? Normal ne? Neyse… yine de “normal” diyerek kendimizden bahsedeceğim.) Normal insanın sıradan yaptığı şeylerin bile değerini fark etmemi sağladı bana Joanne Greenberg. Bazılarımız için bu şeylerin ne kadar zor olduğunu… Acıyı, öfkeyi, umudu, hatta soğuğu ve sıcağı — hangimiz gerçekten fark ediyoruz ki? Bazen Deborah, Dr. Fried ile karşılaşmasaydı ne olurdu diye düşündüğüm sayfalar oldu. Onu iyileştiren — ya da iyileşmeye çabalamasını sağlayan — şeyin, yargılanmadan, koşulsuz bir şekilde sadece anlaşılabilmek ihtiyacı olduğunu hissettim. Ve şunu da belirtmek istiyorum: Biz “normal” insanlar olarak yadsınamayacak kadar çok şeyi başarmışız. Bilmenizi isterim. Ve bizler de gerçekten bir gül bahçesinde yaşamıyoruz…
Sana Gül Bahçesi VadetmedimJoanne Greenberg · Metis Yayınları · 202119,3bin okunma
Puan vermedi·463 syf.··
2026 1. kitabı
Hayatsalll!!! Açlıkla yoğrulmuş, yokluğun içinden konuşan bir hikâye bu. Kitap boyunca sadece bir ailenin değil, özellikle bir annenin dayanma gücünü okuyoruz. Angela’nın sabrı insanı hayrete düşürüyor; insan “Bir anne bu kadar acıya nasıl katlanır?” diye sormadan edemiyor. Anlatının bir çocuğun gözünden yapılması ise acıyı daha da derinleştiriyor. Çünkü çocuk, ne yaşadığının adını tam koyamıyor; açlığı, kaybı, ölümü olduğu gibi anlatıyor. Bu bilinmezlik bazen okuru gülümsetiyor ama bu gülüş masumiyetten doğuyor. Sayfalar arasında yer yer tebessüm ediyorsunuz; fakat bir sayfayı bitirdiğinizde o masum tebessüm, yerini yüzünüze inen sert bir gerçeğe bırakıyor. O an gözünüze dolan yaş, aslında hikâyenin ne kadar ağır, ne kadar acı olduğunu hatırlatıyor. Bu kitapta çok fazla kayıp var. Çok fazla açlık. Ve hepsinden önemlisi, tükenmeyen bir sabır… Angela’nın Külleri, insanın hayata tutunma çabasını en yalın, en çıplak hâliyle anlatan, okuru sessizce sarsan bir eser.
Angela'nın KülleriFrank Mccourt · Epsilon Yayınları · 20084,598 okunma
kendime not.
Puan vermedi·210 syf.··
2025 2. kitabı
Öncelikle incelememi okumadan önce biliniz ki sadece bana hissettirdiklerini yazdım… Ben ölümü bilirim. Anlatıldığı kadar kötü bir şey değil ölüm sadece biraz soğuk ve soluk.. Ölüm aslında geriye kalanlara verilen bir şey bence çünkü insan sevdiklerini teker teker kaybediyorken nasıl yaşayabilir ki? Buna nasıl yaşamak denir ?? Ya da gerçekten yaşamak bu mu? Peki adil davranmaz mı hiç ? Hep aynı evin kapısını mı çalar? Birgün de bitirdiğim kitap da; ağladım, üzüldüm, kızdım, ara sıra mutlu oldum sonra bir daha ağladım.
YaşamakYu Hua · Jaguar Kitap · 202670,1bin okunma
Reklam