Alara Can

"Alternatif" bir kimya ya da fizik yok; peki, neden tıp var? Çünkü incelediği şey bizzat insan vücudu; ortada hayat memat meselesi varsa seçenek paletini geniş tutmakta yarar var. Bazen en bilimsel ortamlarda bile işlevsiz tedavilere başvurulduğunu görüyorsak bunun nedeni tam da bu kriz zamanlarında psikolojik bir rahatlamaya ihtiyaç duymamız değil mi zaten? Doksanlı yıllardan seslenmek gerekirse: "Bir umuttur yaşatan insanı."
Sayfa 280·Kitabı okudu
Tarih
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
Oysa büyü mevzuuna ilk değinenlerden olan Malinowski bizi yıllar önce uyarmıştı: "Uzaktan ve yukarıdan, gelişmiş medeniyetimizin emniyetli yüksekliklerinden bakarken büyünün alakasızlığını ve yavanlığını görmek kolaydır. Ancak onun gücü ve kılavuzluğu olmadan ilk insan ne pratik zorlukları yenebilir ne de daha yüksek medeniyet katlarına çıkabilirdi." Tıpkı çocukların hayal kurmaları ve travma geçiren insanların bir savunma mekanizması olarak alternatif bir realite yaratmaları gibi, toplumlar da daha iyi organize olabilmek ve bir sonraki aşamaya geçebilmek için büyü yalanının sahte konforuna sığınmak zorunda.
Sayfa 279·Kitabı okudu
Tarih
Doğaüstü güçlere inanç her şeyden önce insanın evren karşısındaki çaresizliğinin bir sonucu. "Zalimin zulmü varsa mazlumun Allah'ı var" anlayışında da görüldüğü gibi, insanoğlu baş edemeyeceği problemler karşısında hep "üst" bir makama başvurmak ister; onu hayatın tüm tehlikelerine ve belirsizliklerine karşı ayakta tutan da budur zaten.
Sayfa 278·Kitabı okudu
Tarih
Ancak büyücüleri basit dolandırıcılar olarak da görmemek lazım; birçoğu süreci farkında olmadan manipüle ediyor aslında. Günümüzde deneyci-beklenti etkisi (İng. experimenter-expectancy effect) denen şeyin bilim insanlarını bile deney sonuçlarını ön kabullerine göre okumaya ittiğini unutmayalım.
Sayfa 277·Kitabı okudu
Tarih
Büyü ve "cadılık" gibi kavramlar Azandelerin hayata bir anlam yüklemesine yardım ediyor olabilir. Başlarına gelen talihsiz olayları bunlarla açıklayabilirler ancak bu, olayların gerçek fiziksel nedenlerini bilmedikleri anlamına gelmiyor. Mesela bir hububat ambarı çöktüğünde bunu cadılığa yoruyor olabilirler ancak tahtaları termitlerin yediğinin de farkındalar. Bir sebep-sonuç ilişkisi olması bu beklenmedik olayın hâlâ açıklanmaya muhtaç olduğu gerçeğini değiştirmiyor; peki, termitleri ambarların başına musallat eden ne? Cadılar olsa gerek değil mi? Benzer bir durumu bugün de gözlemlemek mümkün. Deprem ve hastalık gibi talihsizliklerin bilim tarafından açıklanabilir fenomenler olduğunun farkında olsak bile kaçımız "Neden ben?" ve "Neden şimdi?" sorularını sormadan durabiliyoruz?
Sayfa 276·Kitabı okudu
Tarih