John Bowlby'ye göre bebek ve ufak çocukların sağlıklı bireyler olarak yetişmesi için anneyle samimi, sıcak ve sürekli bir ilişki kurmaları şart. Zira özellikle altı ay ila iki yaş arasında bebekler stresli durumlarda bağlanabilecekleri birine muhtaçlar. Bu, onların hayatta kalma içgüdüleri ile ilgili bir durum; birine bağlanarak büyüyen bebeklerin hayatta kalma şansı arttığı için doğal seleksiyon ile bu ihtiyaç zamanla doğamızın bir parçası olmuş. Daha sonraki yıllarda, çevrelerindeki diğer tanıdık kimselerin de bu işlevi görebileceğini ekleyelim.
Ancak Edgerton'ın kaçırdığı iki nokta var. İlk olarak, hap dışındaki doğum kontrol yöntemlerinin başarı yüzdesi daha düşük. Hiç işe yaramayan garip çözümleri bir kenara bıraksak ve modern tıbbın önerdiği alternatifleri ele alsak bile hap rakiplerine fark atıyor. Ayrıca prezervatif gibi önlemlerde kadınların partnerlerini ikna etmesi gerekir ki ataerkil bir toplumda bunu yapmak biraz zor olabilir. Tek başına verdiği bir karar olduğu için doğum kontrol hapı kullanmak kadının vücudu üzerinde tam bir kontrol sağlaması, yani gerçekten özgürleşmesi demek.
Stanley Lebergott'a göre, 1900 yılında haftada 58 saatini ev işine veren Amerikalı kadın, üç çeyrek yüzyıl sonra bunlara sadece 18 saatini ayırmaktaydı.
Sanayileşmiş ülkelerde kadınların iş gücüne daha eşit şartlarda ve artan oranlarda katılımı yüzyıl boyunca peyderpey gerçekleşecekti. İlk kırılma Birinci Dünya Savaşı sonrasında, bir "tüketim" furyasının kasıp kavurduğu 1920'lerde gerçekleşti. Kadınları hedef alan reklamlardan da gözlemleyebileceğimiz ve radyo ve sinema ile yayılan bu "tüketim" modası hane giderlerinin artmasına neden olacaktı. Daha çok tüketmek isteyen ev hanımları artık belki de dışarıda bir yerlerde iş bulmalıydı. Bu tüketim çılgınlığına bir dur diyen 1929 Ekonomik Krizi bile kadın çalışan oranlarını düşürmeye yetmeyecekti. 1939'da orduların bir kez daha seferber edilmesiyle ortaya çıkan iş gücü açığı bunun daha da artmasına neden olacaktı. Erkeklerin cepheye gitmesiyle meydan, daha doğrusu fabrika ve ofisler, kadınlara kalmıştı.
Kadınların fabrikalarda ve atölyelerde çalışmaya başlamasının binlerce yıllık bir zihniyeti hemen değiştirdiği düşünülmemeli. Şu her zaman muhafazakar köylülerin kızlarının çalışmasına pek sıcak bakmaması yüzünden, ABD'de işverenler bekar kızların çalışarak disiplin edineceğini ve üstüne üstlük bir de çeyiz parasını çıkaracağını iddia etmek zorunda kalacaktı. Görüldüğü gibi, kadının evden çıkması ve işgücüne katılması ancak nihai bir amaca hizmet ettiğinde, yani evliliğe ulaşmak için kullanılan geçici bir araç olduğunda kabul edilebilirdi. Kadının fonksiyonu hala annelik, sermayesi ise hala "iffet"iydi; ailelerin ahlaki endişelerini gidermek için fabrikalara kızların sıkı bir denetim altında yaşayacağı yatakhaneler bile inşa edilecekti.