Alara Can

Pratikteki eşitsizliği kültürel alanda konsolide etmek için icat edilen makbul konuşma biçimine bir alternatif olarak argo ve lehçede ısrar karşımıza çıkıyor. Mesela Amerika'da siyahilerin kasıtlı olarak "bozuk" bir İngilizce konuşmak suretiyle sisteme pasif bir direniş gösterdiklerini biliyoruz.
Sayfa 91·Kitabı okudu
Tarih
Reklam
Eğitim sisteminin esas düzenbazlığı, ayrıcalığı yok sayarak yeniden üretmesi. Yani bir yandan durumu iyi ailelerden geldikleri için gerekli kültürel sermayeye sahip çocukların daha rahat ettiği bir ortam yaratırken öte yandan tüm şartlar eşitmiş gibi davranıp bu sermayesizlik yüzünden başarısız olan öğrencilere bunun kendi hataları olduğunu söylemesi.
Sayfa 89·Kitabı okudu
Tarih
Sosyolog Annette Lareau, zengin ailelerin çocuklarıyla aktif bir şekilde ilgilendiklerinin ve onlarla konuşup kişisel gelişimlerinde önemli bir rol oynadıklarının altını çiziyor. Direkt emir vermek yerine çocuklarıyla tartışıp onları adam yerine koyuyorlar. Çocukları okulda başarısız olduğunda öğretmenlerin başına ekşimeyi de ihmal etmiyorlar; beyaz yakalı veli terörü ülkemize özgü bir şey olmak zorunda değil. Fakir velilerin ise ne çocuklarına harcayacak zamanı var ne de okulda onları koruyacak cesaretleri. Zenginler "müştereken yetiştirme"ye inanırken fakirler "doğal gelişimin tamamlanması"nı tercih edip her şeyi okula bırakıyor. Bu tavır farkı zengin çocuklarının takım çalışması ve doğaçlama gibi ileride çok işe yarayacak özellikleri edinmesini sağlarken fakir ailelerden gelen öğrencilerin daha az talepkar ve bağımsız olması sonucunu doğuruyor. Birinci gruptakiler kişisel tercihlerinin peşinden gitmeyi bir hak olarak görürken ikinci gruptakiler bir türlü adapte olamadıkları kurumsal yapılarda inisiyatifi alıp kendi yollarını çizemeden kaderin kollarına atlıyorlar. İşler yolunda gitmediğinde şapkadan tavşan çıkarmaları mümkün olmuyor kısaca.
Sayfa 88·Kitabı okudu
Tarih
Manhattanlı zengin bir aileden gelen Oppenheimer' ın yetiştiriliş biçimi ona nerede, neyi, nasıl söylemesi gerektiğini öğretmiş. Tıpkı yukarıda bahsettiğimiz üst gelir grubundaki ailelerden gelen öğrenciler gibi o da hem Harvard hem de Cambridge'de kendisini evde hissediyor aslında. Gerekli "kültürel sermaye" ye sahip bir başka deyişle ...
Sayfa 88·Kitabı okudu
Tarih
Öğrenciler arasındaki rekabet, çalışanlar arasındaki rekabete benziyor aslında. Teori ne kadar aksini iddia ederse etsin, öğrencilerin esas motivasyonu öğrenmenin zevkinden çok notlardan geliyor; tıpkı işçilerin zevk için değil, para için çalışması gibi. Okul, öğrencilere çalışan gibi davranmasını öğretiyor. İlk seviyedeki okullar düşük gelirli işlerde gerekli olan itaati aşılarken orta düzeydekiler öğrencilere denetim altında olmadan bağımsız bir şekilde çalışma yeteneği kazandırıyor ki bu da orta seviyedeki pozisyonlar için gerekli bir yetenek. Üniversite eğitimi alanlardan ise kurumların değerlerini özümseyip bir iç disiplin ve motivasyon geliştirmeleri bekleniyor. Böylece kendilerini bekleyen üst düzey yöneticilik pozisyonlarını hakkıyla doldurabilecekler.
Sayfa 84·Kitabı okudu
Tarih
Reklam