Kafamın içi sayfalar dolu ama boş sayfalar onları doldurmak için okuyorum.
Okuduğum kitapları ve filmleri paylaştığım İnstagram bloğum @complicatedblog takip ederseniz çok sevinirim.
İşte hayatın en güzel tarafı da buydu; her şey olabilirdi, her ne kadar olasılıksız olursa olsun olabilirdi, olasılık dışı olan bir olay mutlaka olurdu.
Bu ay okuduğum dördüncü kitap olan satranç #kitapyorumu
Stefan Zweig benim gözlemlediğim kadarıyla bir anda patlayan bir yazardı. Bir anda herkes onun kitaplarından bahseder oldu. Yaklaşık bir üç senedir yazar en top seviyelerini yaşıyor desem, umarım yanılmış olmam ve herkesin abartmakta ve övmekte ne kadar haklı olduğunu görmüş oldum.
.
.
Kitaba tam anlamıyla bayıldım ve bu kadar geç tanıştığım için yazarla kendime kızdım. Kitabı okurken yaşadım sanki o odada bende kaldım, o gemide bende satranç oynadım ve ayrıca Czentovic’in hamlelerini beklerken içime cidden sıkıntı girdi. Bir daha bir daha okumak istiyorum. Yazarın diğer kitaplarını okumak için sabırsızlanıyorum.
.
.
Kitabın konusundan çok az bahsedeceğimi çünkü zaten kitap kısa olduğu için her olay çok net ve akıcı. Bir satranç şampiyonu (herkes bu duruma çok şaşırıyor) ile satrançla çok garip bir şekilde tanışmış, öğrenmiş, ‘satranç zehirlenmesi’ yaşamış bir adamı ve gemide diğer karakter sayesinde karşı karşıya gelmelerini anlatıyor. Tabi kitabı okurken en başta Czentovic baş karakter gibi geliyor ama asıl karakterimiz Dr.B. (bence).Bu arada kitapta kullanılan sıfatlar aşırı hoştu özellikle ben ‘Selfmademan’ benzetmesine bayıldım. Genel olarak bayıldım yani bulutların üstündeyim böyle güzel bir kitap okumanın verdiği hoşlukla ruhum hafiflemiş gibi (abarttın ama artık sanki biraz) neyse efendim yani kısacası okuyalım, okutalım hatta özel günlerde falan hediye edelim o kadar diyorum yani (abartmıyorum değil mi ?) Kitapta kalın SatrançStefan Zweig