Merhabalar Türk edebiyatı klasiklerinden biri olan Dolaptan Temaşa romanının yorumu ile geldim bugün. Kitabımız oldukça kısa ve akıcı (62 sayfa). Kitabın ismi günümüz Türkçesiyle ‘dolaptan seyretme’ olarak çevrilebilir. Dolaptan seyretme gerçekten tam olarak. Yazıldığı dönemi anlatan ve dönemin bazı kısımlarının da eleştirildiği kitabımız yine o dönemin en meşhur eğlencelerinden biri olan Helva sohbetleri muhabbetleri ile başlıyor. Helva sohbetleri, mahallenin sayılan bilinen birinin evinde olan helva yemeli, sohbetli, muhabbetli ve yeri geldiği zaman çeşitli iddia-oyunların oynandığı bir ortam. Yine böyle helva sohbetlerinin olduğu bir gün arkadaşları ile rakı içmeye giden Behram Ağa’nın yaşadıkları yüzünden içtiği rakı tam olarak burnundan geliyor. Arkadaşlarının oyun ettiği ( o zamanın modasıymış, arkadaşlar birbirlerine oyun eder bunu helva sohbetlerinde anlatır gülerlermiş) Behram ağa geri dönmek için yola düşüyor. Yola düştüğü sırada yolu bir eve düşüyor ve başına gelmeyen kalmıyor. Behram Ağa yanlışlıkla girdiği evden kadının sevgilisi ve kocası yüzünden mahrum kalıyor ve olayları yüklük olarak kullanılan bir yerden (dolaptan) izliyor. Bu yüzden kitabımızın adı dolaptan Temaşa oluyor. Oldukça kan donduran olaylara şahit olan Behram ağa ayılmak ve bayılmak arasında gidip geliyor.
Ah be Leyla ah be kızım. Ortalık kan gölüne döndü senin yüzünden. Ben Paşalı Ahmet’ten bir korktum sessiz, mülayim adam bir anda testere oldu dabbe falan oldu. Okuyalım, keyifli bir kitap. Aldıysak kesin okuyalım. Almadıysakta hani olur ya beş TL’ye bir kitap eklemen gerekir ya da bir kitap daha alayım dersen keyfine o kitap bu kitap işte. Kitaplarla kalın.