Zulüm de kurtuluş da döngüsel olarak tarih boyunca olagelmiş birbiriyle kardeş kavramlar. Biri olmadan diğerinden bahsetmek varlıksal bir çelişki gibi görünüyor. Kurtarıcılar ve takipçiler;zalimler ve köleleri her daim varlar.
Düş içinde düş, hikaye içinde hikaye. Sözlük karıştırmayı seven, gizemli hikayeleri sevenlere güzel bir eser. Dili oldukça güçlü, yarattığı zaman ve evrenin kelimelerini ustaca kullanan Anar’a sevgiler…
Uzun zamandır sayfalarını çevirirken, harflerden görüntüler tattıran, kalp yaralayan bir roman okumamıştım. Malum siyasal sebeplerden Orhan Pamuk’a ön yargılı olsam da bu kitabı beni yürek yangınına düşürecek kadar etkiledi. O sancıyı yüreğimde tüm saflığıyla hissettiğimi rahatlıkla söyleyebilirim desem yalan konuşmuş veya abartıyor sayılmam.
Dili sokak jargonu da olsa içeriği oldukça hacimli ve bir manifestodan farksız. İnandığınız yerleşik inançların aslında inandığınızı düşündüğünüzle alakası olmadığını hatta taban tabana zıt olduğunu gösteriyor. Okunmalı.
Bir ülküye adanmış bir adamın öyküsü. Tanabay Bakasov ve güzel yorgası Gülsarı’nın iç burkan öyküsü... Bu kitap çokça okutulup çokça sevdirilmeli. Tüm engeller aşılır yeter ki azim ve irade olsun...