Mevlânâ'nın devrinin siyasî, sosyal ve kültürel olaylarından kopuk olmadığı, çevresiyle birlikte hayatın içinde olduğu ve devrinin sosyal ve siyasî olaylarıyla çok yönlü ilişkileri bulunduğu görülmektedir. Bu itibarla, onun eserleri Türkiye Selçukluları devrinin sosyal, siyasî ve kültürel olayları için bol bilgi ve malzeme ihtiva eden birinci elden kaynak durumundadır. Tekraren ifade edildiği üzere, "Mesnevi", o devrin magazin haber bülteni niteliğindeydi. Dönemin insanları "Mesnevi"deki hikâye ve telmihlerde, örneklendirmelerde kimleri kastettiğini, hangi mesajları verdiğini, kimleri yerdiğini, kimleri alaya aldığı ve tahkir ettiğini biliyorlardı. Başlangıçta kürraseler hâlinde yayınlanan Mesnevi cüzleri elden ele dolaşıyor ve hiç şüphesiz büyük bir ilgi ve zevkle okunuyordu. Eserin manzum olarak ve çok yüksek edebî bir üslupla kaleme alınması edebî çevrelerin ilgisini daha çok çekiyordu. Bu ilgi, Mevlânâ'nın "Mesnevi"yi fasikül fasikül yayınlama şevkini artırıyordu.