Maeglin

Maeglin
Hamnet ölümün odada, kapının orada bir yerde, gölgelerin içinde durduğunu, onlara bakmadığını ama yine de izlediğini, hep izlediğini hissediyor. Ölüm onları izliyor, zamanını bekliyor.
Alıntı
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Ben gidiyorum, ama sen daha buradasın; ... biraz daha katlan bu kötü dünyamıza, benim hikâyemi anlatmak için.
Alıntı
7/10
·385 syf.··
Beğendi
·
2026 18. kitabı
Sezgin Kaymaz’ın o kendine has dünyasına bir kez girdin mi, oradan kolay kolay çıkamıyorsun. Farfara da tam olarak böyle bir kitap. Kurgunun işleniş biçimine bayıldım. Hem birbiri ile bağlantılı, hem hepsi bağımsız ayrı bir konu işler gibi yazılmış kişiler ve hikayeleri, yaşadıkları. Lucky okduğum zaman gibi, acaba bunları ortak bir noktada nasıl birleştirecek yine dedim, çok da güzel şekilde birleşmişler valla. Sonunda her şey ve herkes müthiş bir uyumla birbirine bağlanıyor. Hiçbir karakter havada kalmıyor, hiçbir olay öylesine anlatılmış hissi vermiyor, her bir parça o büyük ve anlamlı resmin vazgeçilmez bir ögesi haline geliyor. Karakterlerin derinliği ve gerçekçiliği ise kitabın kalbini oluşturuyor. Farfara’daki insanlar sadece kağıt üzerinde birer isim değil. Sanki sokağa çıksak, bir köşe başında onlardan biriyle karşılaşacakmışız kadar canlı ve kanlılar. Yazarın bu karakterleri birbirine bağlama şekli, hayatın içindeki o tuhaf ama güzel rastlantıları anımsatıyor. Kitap bittiğinde, o insanların bir yerlerde hala yaşamaya devam ettiğine inanmak istiyor insan. Sadece olay örgüsüyle değil, okura bıraktığı hisle de çok güçlü bir kitap. Eğer hayatın içinden, hem şaşırtan hem de o kurgu becerisiyle hayran bırakan samimi bir hikaye arıyorsanız, Farfara kesinlikle doğru tercih.
1000Kitap
FarfaraSezgin Kaymaz · İletişim Yayınları · 2023436 okunma

Maeglin

, bir kitap okudu
7/10
·385 syf.··
Beğendi
·
2026 18. kitabı
Sezgin Kaymaz
7.6/10 · 436 okunma
Puan vermedi·293 syf.··
Beğendi
·
2026 17. kitabı
Kitabı ilk duyduğumda, kitaba verilen puanlar ve aşırı öven incelemeler akabinde, Shakespeare’in o meşhur trajedisini bağlayan güzel bir hikaye okuyacağımı düşünmüştüm. Kitabın ilk yarısı tam da beklediğim gibiydi, hatta beklenti üstünde hissettirilen duygular vardı. Agnes’in doğayla iç içe, o şifacı ve gizemli ruhu, gençlik yıllarını, william ile olan o tuhaf ama tutkulu karşılaşmalarını beni içine çekti, dönemin havasını soluttu. Hamnet’in o masum dünyası ve Agnes’in anne olarak yaşadığı o yoğun içsel süreçler kitabın zirve noktasıydı benim için. Ancak ne olduysa kitabın ikinci yarısında, özellikle o malum kayıptan sonra oldu. İlk yarıdaki o büyülü ve sıkı örülmüş hava, yerini sanki biraz fazla uzatılmış ve yorucu ayrıntılara bıraktı. Kitabın dili hala çok güzeldi ama ayrıntıların dozu o kadar arttı ki, bir noktadan sonra hikayenin o asıl duygusal ivmesini bozmaya başladı. Baştaki kanlı canlı Agnes’i ikinci yarıda bulamadım, duyguları bana o kadar geçmedi. Bir de hikayede kızların, yani Susanna ve Judith’in payına düşen kısımlar beni biraz hayal kırıklığına uğrattı. Hamnet’in kaybı aileyi darmadağın ederken, kızların bu süreçteki kendi hikayelerinin ve duygusal dünyalarının biraz fazla atlandığını, gölgede kaldığını hissettim. Oysa Judith’in kendi yerine ölüme teslim olan ikiz kaderşinin kaybı sonrasıdaki yasını ve değişimini okumayı çok isterdim. Büyük acı merkezdeydi ama kızların duygusal tarafı fazlaca gölgede kalmıştı ki bu da yarım kalmış bir hikaye hissi yaratıyor. Final sahnesinin her şeyi toparladığı söylese de, bence o aradaki gereksiz detay yoğunluğu ilk yarının o saf ve dokunaklı etkisini biraz zedelemiş. Ayrıca William çıkıp desene be adam, ben bu oyunla oğlumu ölümsüz yaptım Agnes desene, yüzyıllar boyunca insanlar onu hatırlayacak desene. Yine de her
1000Kitap
HamnetMaggie O'Farrell · Domingo Yayınevi · 20249,3bin okunma