Erksiz'in Kapak Resmi

Behçet Necatigil (16 Nisan 1916 - 13 Aralık 1979) Anısına saygıyla..

HAL TERCÜMESİ

...

Kapalı kaynar tencerem bilinmez,
Et mi pişer, dert mi pişer.
Çağırmadılar ki beraber gidelim,
Gittiler birer ikişer.

...

Behçet Necatigil
-Kapalı Çarşı,1945-

İNCİ - Halil Cibran

Bir istiridye, komşu istiridyeye, "Karnımda çok feci bir ağrı var.
Ağır ve yuvarlak bir ağrı... Istırap içindeyim," demiş.

Komşu istiridye, kendini beğenmiş bir edayla, " Şükürler olsun göklere ve denize," diye karşılık vermiş ötekine, " en küçük bir ağrı yok benim karnımda. Sapasağlam hissediyorum kendimi. Her şey saat gibi işliyor, tütütü, nazar değmesin, saat gibi, içimde de, dışımda da."

O sırada oradan geçen bir yengeç kulak misafiri olmuş bu iki
istiridyenin konuşmalarına ve kendini çok çok iyi sapasağlam hisseden istiridyeye, "Evet" demiş, "gerçekten de sapasağlam görünüyorsunuz siz bayan. Fakat müthiş ağrıları, sancıları olan komşunuz, görülmemiş güzellikte bir inci taşıyor karnında, kabuğunun altında. Buna ne dersiniz?"

Halil Cibran

#Sartre
Şu ölümlü dünyada insanın yalnızca iki buçuk dakikası vardır:
Biri gülümsemek için, biri acı çekmek için
ve yalnızca yarım dakika sevmek için.
Çünkü sevmeye ayrılan bu son dakikanın ortasında ölür insan.

Erksiz, bir alıntı ekledi.
 14 Nis 20:08

ESKİ BİR TAKVİM İÇİN ŞİİRLER III
...
Ey ipini kendi gerip ufka bakanlar
Ölüler, diriler, daha doğmamışlar
Toplanıp birdenbire hep aynı yaşta
Ve nedir bu benim yalnızlığım?
...

Toplu Şiirler 1, Edip Cansever (Sayfa 232 - undefined)Toplu Şiirler 1, Edip Cansever (Sayfa 232 - undefined)

#StefanZweig
"23 Şubat günü öğleye doğru eve gelen hizmetçi kadın yatak odasından hırıltılar duyar. Kocasının hemen çağırdığı doktor, Zweig çiftini yataklarında cansız bulur.

Stefan Zweig giyimlidir, kravat takmıştır. Yanına uzanmış olan Lotte kocasına sarılmıştır. Doktorun ölüm kâğıdına yazdığına göre Lotte ve Stefan Zweig zehirli bir madde içerek -‘ingestao de substancia toxica, suicidio’- yaşamlarına son vermişlerdi.
Aynı günlerde Nazi yanlısı Salzburg eyalet gazetesindeki haberde, “Bir mülteci yaşamı daha alışılmış şekilde sona erdi...” satırları yer alıyordu. Stefan Zweig, savaştan kurtulmak için kaçtığı denizaşırı ülke Brezilya’da savaşın kurbanı olmuştu...

1881 yılında Viyana’nın ünlü Schottenring Caddesi’ndeki tarihi ve gösterişli bir yapıda başlamış olan yaşam, 1942 yılında Brezilya’nın küçük dağ kenti Petropolis’in Rua Gonçalves Dias 34 adresindeki bahçeli bir evde son bulmuştu. “Savaşlardan nefret ederim” diyen Stefan Zweig, her şeye hümanizmin penceresinden bakar. Dünya politikası 1933 yılında Nazilerin işbaşına gelmesiyle karışır, on binlerce sol görüşlü insan kamplara sürülür. Yakın dostu Joseph Roth o yıl Zweig’a şöyle yazar:

“Çok büyük bir felakete sürüklendiğimizin farkında olduğunuzu sanıyorum. Edebiyat yaşamımız yok olacak...” Aradan daha birkaç ay geçmeden kitapları yakıldı, dostları Almanya’yı terk etmeye başladı. Zweig’ın mutluluklar ve başarılarla dolu yaşamı sona ermişti. Sevdiği Salzburg’dan ayrıldı, villasını biraz da Nazilerin baskısıyla satmak zorunda kaldı. Eşi Friderike’den boşandı. Haymatlos olması ona pek ağır gelmişti. “Bitkiler gibi insanlar da köksüz uzun süre yaşayamaz”diyen Zweig, 26 Mayıs 1940’ta günlüğüne şu notu düşer: “En iyisi insanın yanında hep küçük bir şişe morfin bulundurması.” Onlarca yıl sevmiş olduğu dünyanın kesinlikle bir daha geri gelmeyeceğine artık inanıyordu. Rio de Janeiro yakınlarındaki dağ kenti Petropolis’te bahçeli küçük bir ev kiraladı. Orada her şeyi unutmak istiyordu. Fakat Avrupa’dan gelen haberler pek korkunçtu. Friderike’ye yolladığı 22 Şubat 1942 tarihli son mektubunda şöyle yazar:

 “Sevgili Friderike, bu mektup sana vardığında ben kendimi eskisinden çok daha iyi hissedeceğim.

Senin iyi günleri göreceğine eminim. Bu satırları son saatlerimde yazıyorum. Kararımı verdiğim andan sonra kendimi nasıl da rahat hissettiğimi bilemezsin... Rahata ve mutluluğa kavuştuğumu öğrendin. Stefan.”

İnsan ve yazar olarak özgürlüğüne düşkündü. Dünyaca ünlü bu aydın hümanistin Hitler rejiminin dayanılmaz baskıları altında ruhsal çöküntüye uğraması çok trajiktir. Nazi faşizminin özgür düşünceyi yok etme girişimleri Zweig’ları ölüme sürüklemişti! Yirminci yüzyılın bu namuslu, insancıl ve iyi yürekli aydın yazarı, 23 Şubat 1942’deki ölümünden bu yana hiç yitirmedi güncelliğini. Avusturyalı yazar, huzursuz yüzyılımızda düşünceleriyle her zamankinden daha çok geçerli!

#stefanzweig

Erksiz, bir alıntı ekledi.
05 Nis 19:13 · Kitabı okuyor · 10/10 puan

Concha ölümümü öğrenince ağlayacaktı. Aylarca içinden yaşamak isteği gelmeyecekti. Ama ölecek olan bendim.

Duvar, Jean-Paul Sartre (Sayfa 29 - Can - 13.BASKI)Duvar, Jean-Paul Sartre (Sayfa 29 - Can - 13.BASKI)