Cebirci Dayı

Cebirci Dayı
Hayat, bütün derinliğiyle görebilen gözler için sürekli bir mucize olarak çağlamaktadır
67 okur puanı
Ağustos 2018 tarihinde katıldı
9/10
·368 syf.·
2026 1. kitabı
Aldığımız kararlarla kötüye giden talihimizin adını coğrafya koymaya bayılıyoruz, ne vakit bombalar patlasa "tam Ortadoğu ülkesi olduk" feveranı dudaklarda. karşılık olaraksa, lafı Osmanlı torunlarıyızla açıp "Burası Türkiye" ile bitirenler... Avrupa ile Asya arasındasın ama keyfini süreceğine mütemadiyen cefasını kavgasını çekiyorsun coğrafyanın, doğunun ışığını alacağına kan davasını üstleniyorsun. Batının felsefesine bakacağına "bizi sevmiyorlar" diye yırtıyorsun kendini. Bir de İbni haldun'a atfedilen "Coğrafya kaderdir." sözü var ki bu söz aslında Napolyon bonapart'ın mı yoksa İbni haldun'un mu söylediği tartışmalarını bir kenara bırakarak sormalı.. -coğrafya hakikaten kader midir? coğrafya hakikaten kader olsaydı bu coğrafyadaki insanların şu günlerde bir galaksiden bir ötekini seyahat edebiliyor olmaları gerekirdi. Yazıyı ve parayı bulup da kullanımına ilk sokan, 12.000 yıllık Göbeklitepe gibi insanlığın ilk tapınaklarını inşa eden, felsefeyi gezegenimize armağan eden sayısız filozofla ve uygarlıkla dolup taşmış coğrafya burası değil mi? (sy. 53)
Babam Beni Şahdamarımdan ÖptüOzan Önen · Destek Yayınları · 2017970 okunma
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Anan ağlar
6/10
·256 syf.·
2025 5. kitabı
Iyi belirlenmiş bir sorun yarı çözülmüş bir sorundur der Charles Kattering. Bir kağıt alıp üzerine sorunlarınızın her birini tek tek sıraladığınızda çok özel bir şey gerçekleşir. Bu sizi haftalardır rahatsız eden bir konuda en yakın arkadaşınızla konuştuktan sonra hissettiğiniz huzura çok benzeyen bir histir. sanki Omuzlarından bir ağırlık kalkar kendinizi de hafif daha sakin ve daha özgür hissedersiniz. Zihinlerimiz en yakın arkadaşımız olabileceği gibi en kötü düşmanımız da olabilir. Eğer sürekli sorularınızı düşünürseniz kısa süre sonra gitgide daha az düşünmeye başladığınızı fark edersiniz. zihin bu anlamda oldukça tuhaf bir olgudur. Hatırlamasını istediklerinizi unutur ancak unutmasını istediğiniz şeyleri hatırlar. Seminerlerime katılanlar arasında birilerinin 15 yıl önce onlara yaptığı bir şey yüzünden birine hala kızgın olan veya geçen ay onları tersleyen bir satıcıya sinirli olan insanlar var. Sorunlarınızın üretmeye meyilli olduğu ruhsal birikimi Serbest bırakmak için bütün endişelerinizi bir kağıda listeleyin, bunu yaptığınızda artık zihninizde cerahat toplamaya devam edemeyecekler, değerli enerjinizi boşa akıtmayacaklardır. bu basit uygulama aynı zamanda sorularınızı göz önünde tutmanızı ve iyi planlanmış bir sırayla onların üstesinden gelmenizi sağlayacaktır. Bu tekniği kullanmış başarılı kişiler arasında dövüş sporları ustası Bruce Lee ve bir zamanlar "Beni rahatsız eden 5-6 sorunumu yazmak oldukça faydalıdır. iki tanesi yok olur, iki tanesi hakkında yapılacak bir şey yoktur, yani endişelenmenin de anlamı yoktur. Belki iki tanesi de halledilebilir.." diyen Winston Churchill'i sayabiliriz
Sen Ölünce Kim Ağlar?Robin Sharma · Pegasus Yayınları · 20111,455 okunma
Nasıl sevmelisin?
Puan vermedi·211 syf.·
2025 4. kitabı
Insan kimleri nasıl severdi? Her sevgiliyi biraz zaman geçtikten sonra tek bir kalıba döken aşk meşk dünyamızı lime lime edecek tek soru buydu. Onu nasıl seviyordum, ne gibi sevmiştim onları? Televizyon açık unutulup ıssız uykuları dalınmış hüzünlü bir otel odası gibi seviyordum onu.. Onu severken ben haylaz bir çocuk gibiydim, onu arka bahçemizdeki Dut Ağacı gibi seviyordum. Evet evet ben öyle seviyordum, önce bir dilenci sonra bir kapkaççı gibi.. Onu mu, onu bazen gözyaşıma bazen öfkeme ekmek banar gibi seviyordum.. Mühürdar'da bir sokağın denize çıkan köşesi gibi seviyordum onu. Küçücük bir çocukken daha, boynuma dayanan sustalının keskin soğuğunu özler gibi ve "Gülgün'ü bir daha arayıp sorma, tamam mı" diyen sese karşı içimde uyanan isyan hissiyle seviyordum onu.. ______________ Metazori kabullenmemizi bekledikleri korkunç bir tanım var: " Yalnızlık asosyalliktir, asosyallik kötüdür." Niyeymiş? Yalnızlığı asosyalliğe, asosyaliğiyse bir zafaa denk tutan bu ezber, Birçok insana şizofrenik çelişkiler yaşattı. Hiç lüzumu yokken, yalnızlığın keyifli saatlerini kaçırdık. Saçma sapan barlara dolaştık, üstümüze üstümüze gelen kalabalıklara karıştık. Yalnızlık ne çok kötülendi. Bu ana akım önyargeri var gücümle reddediyorum ve yalnızlığı övmek istiyorum. Çünkü görüyorum ki zorlama bir çabayla mekanları, sokakları, hatta sosyal medyayı tıka basa işgal eden dev bir insan kalabalığı, kalabalığa karıştıkça kimliksizleşip hırçınlaşıyor. Daha doğrusu, kalabalıklarda üstlerine uymayan her türlü kimliğe bürünüp kendi özlerini yitirenler, bir süre sonra anonim karakterlere dönüşüyorlar: her biri birbirine ne çok benziyor. Başkalarının ilgisi veya ilgisizliği üzerinden kendilerine yetemez bir noktaya vardıklarında ise sonuç: "varoluşsal boşluk" duygusu ile gelen depresyonların
1000Kitap
Haydi Kıralım HayallerimiziHaşmet Babaoğlu · İthaki Yayınları · 2004369 okunma
Pek Cesaretim gelmedi
5/10
·256 syf.·
2025 3. kitabı
Açıkçası beni tatmin etmedi bu kitap. Bazı öyküler bilgi amaçlı olduğu için hoşuma gitti. Yani bazı sanatçılar veya bazı futbolcuların nasıl yetiştiği ile ilgili geçmişlerine yönelik bilgiler edinmiş oldum. Mesela : Endülüs emevilerinin temelini atan Tarık Bin ziyad'ın stratejisi ilginçti. Tarık Bin Ziyad 19 Temmuz 711'de 12.000 kişilik ordusuyla İspanya'ya geçti. Askerlerini indirdikten sonra bütün gemileri ateşe verip yaktırdı bu arada İspanya kralı Rodrick'in 100.000 kişilik orduyla geldiğinin haberini aldı ve askerlerine şu tarihi sözleri söyledi:" arkanızda düşman gibi deniz, önünüzde Deniz gibi düşman. nereye kaçacaksınız?" Vallahi sizin için ancak sadakat ve sabır kalmıştır, düşmanın silahı teçhizatı ve erzakı boldur. Sizin silah olarak ancak kılıçlarınız, erzak olarak da düşmanın elinden sahip olabileceğiniz vardır. Tarık Bin Ziyad düşman asker sayısının kendi ordusundan 8 kat fazla olduğu bu savaşı kesin bir zaferle kazandı. _________ Anadolu'da bir oyun vardır, oyun için bir daire çizilir ve dairenin ortasına bir akrep konur. sonra dairenin etrafına çember şeklinde gaz dökülür, akrep ortadadır, ve gaz ateşlendiği zaman akrep birden kendini bir ateş çemberin içerisinde bulur. Kaçmak için sağa sola gider fakat en sonunda çemberden çıkamayacağını anlayınca kendisini sokarak öldürür. (?) ________ Hayatın havaya attığımız 5 farklı topla oynanan bir oyun olduğunu düşünelim bu toplar işimiz, ailemiz, sağlığımız, dostluklarımız, benliğimizdir. Bu 5 top içinde Bir işimiz lastik bir toptur. Düşürürsek zıplatabiliriz. Ancak diğer top camdan yapılmıştır. Düşerlerse kırılır, yerine asla koyamazsınız. Bunu fark etmeli ve hayatımızda bu dengeye göre kurmalıyız. Oysa hepimiz o ilk lastik topu tutabilmek uğruna diğerlerini kırıp dökmüyor muyuz?
1000Kitap
Cesaret Veren ÖykülerCengiz Erşahin · Tutku Yayınları · 2016323 okunma
Mösyo Othon
Puan vermedi·304 syf.·
2025 2. kitabı
Bu süre içinde kenti çevreleyen tüm banliyölerde çarşıya pazara ilkbahar geliyordu. Binlerce gül kaldırımlar boyunca satıcıların sepetlerinde soluyordu, iç bayıcı kokuları tüm kente dalga dalga yayılıyordu. Tramvaylar işe gidiş ve işten çıkış saatlerinde yine kalabalık gün içinde de boş ve pisti. Tarrou yaşlı adamcağızı gözlemliyordu, yaşlı adamcağız da kedilerin üzerine tükürüyordu. Grand her akşam gizemli çalışması için evine dönüyordu. Cottard gidip geliyor ve sorgu yargıcı Mösyö Othon hala cins hayvanlarla yaşamını sürdürüyordu. Yaşlı astım hastası bezelyeleri kaseden kaseye aktarıyordu ve bazen sakin ve ilgili havasıyla gazeteci Rampbert'e rastlanıyordu. Akşam aynı kalabalık sokakları dolduruyordu ve sinemaların önünde kuyruklar uzuyordu. Zaten salgın biraz geriler gibi oldu ve birkaç gün boyunca yalnızca 10 kadar ölü kaydedildi. Sonra birdenbire sayı ok gibi yükseldi ölü sayısı yeniden 30'a ulaştığı gün, Rieux valinin uzattığı resmi yazıya bakıyordu "korktular" diyordu vali. Telgrafta şöyle deniyordu : -"Veba durumunu ilan edin, kenti kapatın!" ( sy. 70)
VebaAlbert Camus · Can Yayınları · 202424,5bin okunma