Eser yüzeyde hafif, komik ve anekdotlarla ilerleyen bir hatıra anlatısı gibi görünür; fakat derininde insanın kendini kandırma biçimlerini, gündelik ikiyüzlülüğü ve küçük çıkar hesaplarını keskin bir mizahla açığa çıkaran bir hiciv metnidir. Averçenko’nun en güçlü yönü, büyük trajediler ya da destansı çatışmalar yazmaması; bunun yerine sıradan insanın küçük zaaflarını büyüteç altına almasıdır. Bu küçüklük, metnin gücünü azaltmaz tersine, okurun kendini metnin içinde yakalamasını sağlar.
Anlatıcı figürü “safdil” olarak konumlandırılır; ancak bu saflık gerçek bir masumiyet değil, ironik bir bakış aracıdır. Safdil anlatıcı çoğu zaman olayları yanlış yorumlar, insanlara kolay güvenir, çıkar ilişkilerini geç fark eder. Fakat okur, onun göremediğini görür. Böylece metinde çift katmanlı bir mizah oluşur: karakter ciddidir, anlatı komiktir. Averçenko bu tekniği ustaca kullanır. Okur hem anlatıcıya güler hem de onun durumuna düşmemek için içten içe gerilir.
Kitaptaki mizah gürültülü değil, keskindir. Bağırmaz; sızar. Bürokrasi, küçük memurlar, gündelik ilişkiler, sözde dostluklar ve toplumsal görgü kuralları sürekli alaya alınır. Ancak bu alay yıkıcı bir nefret taşımaz; daha çok teşhir edicidir. Averçenko’nun hicvi şunu söyler: İnsanlar büyük kötülüklerden çok, küçük hesaplarla birbirine zarar verir. Gülünç olan budur ve tehlikeli olan da.
Metinde sık görülen bir başka tema, algı ile gerçek arasındaki kaymadır. Safdil anlatıcı çoğu zaman iyi niyet atfettiği kişilerin çıkarcı çıktığını, önemli sandığı şeylerin değersiz olduğunu, korktuğu şeylerin ise boş olduğunu deneyimler. Bu tekrar eden yapı, insan yargısının güvenilmezliğini gösterir. Averçenko’nun mizahı burada epistemolojik bir boyut kazanır: Yanlış anlama, yalnızca komik değil, insani bir kaderdir.
Toplumsal rol yapma