Cebirci Dayı

Cebirci Dayı
Hayat, bütün derinliğiyle görebilen gözler için sürekli bir mucize olarak çağlamaktadır
67 okur puanı
Ağustos 2018 tarihinde katıldı
Süveyda
Babamla tam da bunları konuşurken babamın sesi bir anda düştü ,o an onu yorduğumu telefonu kapatmak isteyebileceğini ama bunu bana söylemediğini hissettim, gelince konuşuruz ne de olsa, diyerek tam da telefonu kapatıyordum ki babam bana "bir isteğimin olup olmadığını " sordu .Yok baba dedim "seni seviyorum ,senin var mı benden bir isteğin. " Oğlum dedi, sen iyi ol yazılarına daha güzel zaman ayır , ben de seni seviyorum, aslan oğlum" dedi. Telefonu o an kapandı ama birkaç saat sonra telefonum çaldı arayan ablamdı :"babam..." diyebildi sadece. Hayatımda ilk kez ablamın böyle hüngür hüngür ağladığına ve ağlamaktan konuşamadığına şahit oluyordum, anlamıştım ki olabilecek şeylerin en kötüsü olmuştu .Troya gerçekten yıkılmış, babam ölmüştü. kalbimde süveydaa yerle birdi . "Sizin hiç babanız öldü mü , benim bir kere öldü, kör oldum ." babalar ölür yıkılırsın, babam öldü yıkılmıştım. Derhal İzmir'e uçtum ,o ana değin hayatımda gasilhane denilen mekana hiç gitmemiştim. Usul böyleymiş oğul yıkarmış babayı öldüğü vakit. Babamı kendi ellerimle yıkadım meğer insan babası öldüğü vakit artık ölü bir bedenden korkmayan birine de dönüşürmüş ,öyle zamanlarda insan üstelik hayatı tutkuyla seven biriyse meslegi ölü yıkayıcılık olan insanların bile mesleklerini hiç yadırgamaz, bu durumu asla sorgulamaz olurmuş.
Sayfa 365 - Destek
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Bozburun
Mizah dergilerini ciddi surat ifadesi ile okumacılık, tanışmadan birbirini tanımacılık, belini kavrasam yetercilik, yağmura aldırışsız yürümecilik, mahalleye girerken arabadaki müzik sesini bir çıtır kısmacılık, beraberken susabildiğinle sıkılıyormuşsun gibi değil de çoğalıyormuşsun gibi hissetmecilik, gidelim buralardancılıktaki kolpacılık, samanyolunu fark edince gamzelerin çıkıncaya kadar sırıtmacılık, eli eline yanlışlıkla değdiğinde bile gizliden gizliye gülümsemecilik, severek okuduğun kitabı bir başkasının elinde gördüğünde o kişiye akrabadan yakın hissetmecilik, Karlı gecelerdeki dipsiz sokaklardan ipsiz sapsız yürümecilik, kendini eski İstanbul'da hayal etmecilik, karaköy'den Sultanahmet'e voltacılık, çapulculuk.. konuşayım da ne olursa olsun konuşayımcıların yanından anında uzayımcılık, sadece ünlülerle arkadaşlık eden ünlülerin kafalarını hiçbir zaman anlayamamacılık, ağustos böceği sesini duymayı dört mevsim istemecilik, "Bozburun"culuk...
Sayfa 343 - Destek
Kuzu
Bana çiçek almayın, kuzukulağı alın; tuzlar tuzlar yeriz!
Sayfa 283 - Destek
9/10
·368 syf.·
2026 1. kitabı
Aldığımız kararlarla kötüye giden talihimizin adını coğrafya koymaya bayılıyoruz, ne vakit bombalar patlasa "tam Ortadoğu ülkesi olduk" feveranı dudaklarda. karşılık olaraksa, lafı Osmanlı torunlarıyızla açıp "Burası Türkiye" ile bitirenler... Avrupa ile Asya arasındasın ama keyfini süreceğine mütemadiyen cefasını kavgasını çekiyorsun coğrafyanın, doğunun ışığını alacağına kan davasını üstleniyorsun. Batının felsefesine bakacağına "bizi sevmiyorlar" diye yırtıyorsun kendini. Bir de İbni haldun'a atfedilen "Coğrafya kaderdir." sözü var ki bu söz aslında Napolyon bonapart'ın mı yoksa İbni haldun'un mu söylediği tartışmalarını bir kenara bırakarak sormalı.. -coğrafya hakikaten kader midir? coğrafya hakikaten kader olsaydı bu coğrafyadaki insanların şu günlerde bir galaksiden bir ötekini seyahat edebiliyor olmaları gerekirdi. Yazıyı ve parayı bulup da kullanımına ilk sokan, 12.000 yıllık Göbeklitepe gibi insanlığın ilk tapınaklarını inşa eden, felsefeyi gezegenimize armağan eden sayısız filozofla ve uygarlıkla dolup taşmış coğrafya burası değil mi? (sy. 53)
Babam Beni Şahdamarımdan ÖptüOzan Önen · Destek Yayınları · 2017971 okunma
Anan ağlar
6/10
·256 syf.·
2025 5. kitabı
Iyi belirlenmiş bir sorun yarı çözülmüş bir sorundur der Charles Kattering. Bir kağıt alıp üzerine sorunlarınızın her birini tek tek sıraladığınızda çok özel bir şey gerçekleşir. Bu sizi haftalardır rahatsız eden bir konuda en yakın arkadaşınızla konuştuktan sonra hissettiğiniz huzura çok benzeyen bir histir. sanki Omuzlarından bir ağırlık kalkar kendinizi de hafif daha sakin ve daha özgür hissedersiniz. Zihinlerimiz en yakın arkadaşımız olabileceği gibi en kötü düşmanımız da olabilir. Eğer sürekli sorularınızı düşünürseniz kısa süre sonra gitgide daha az düşünmeye başladığınızı fark edersiniz. zihin bu anlamda oldukça tuhaf bir olgudur. Hatırlamasını istediklerinizi unutur ancak unutmasını istediğiniz şeyleri hatırlar. Seminerlerime katılanlar arasında birilerinin 15 yıl önce onlara yaptığı bir şey yüzünden birine hala kızgın olan veya geçen ay onları tersleyen bir satıcıya sinirli olan insanlar var. Sorunlarınızın üretmeye meyilli olduğu ruhsal birikimi Serbest bırakmak için bütün endişelerinizi bir kağıda listeleyin, bunu yaptığınızda artık zihninizde cerahat toplamaya devam edemeyecekler, değerli enerjinizi boşa akıtmayacaklardır. bu basit uygulama aynı zamanda sorularınızı göz önünde tutmanızı ve iyi planlanmış bir sırayla onların üstesinden gelmenizi sağlayacaktır. Bu tekniği kullanmış başarılı kişiler arasında dövüş sporları ustası Bruce Lee ve bir zamanlar "Beni rahatsız eden 5-6 sorunumu yazmak oldukça faydalıdır. iki tanesi yok olur, iki tanesi hakkında yapılacak bir şey yoktur, yani endişelenmenin de anlamı yoktur. Belki iki tanesi de halledilebilir.." diyen Winston Churchill'i sayabiliriz
Sen Ölünce Kim Ağlar?Robin Sharma · Pegasus Yayınları · 20111,456 okunma