“ oysa iyiliğe ve şeylerin büyüsüne inanmak istiyorum hâlâ. Masum bir öpüçük bozabilsin yüz yıllık büyüyü. Fişi prize takınca lamba yansın yine ama bir matematik formülü olmasın bunun karşılığı, Tanrı’nın eli gibi düşünmek istiyorum. Bilgi ve gerçeklik duygusu var ettiği kadar yok da edebiliyor insanı. Hâla bu pencerenin önünde neyi bekliyorum? Olmayacak olan neyi? Gelmeyecek olan kimi?” ( say.209 )