Ali Atay

Ali Atay
@Ali_Atay
Vae victis! Kırıkkale Üniversitesi
10/10
·200 syf.·
2025 37. kitabı
Başlamadan önce kitapda geçenleri hem kendim için hem de bu incelemeyi okuyacak sizler için yazmak istiyorum. 1. Zevk ve haz düşkünlüğü iradeyi çürütür. 2. İrade, bir kas gibidir. Kullanıldıkça güçlenir. 3. Zihin, tembelliğe meyillidir. İrade bunu dizginlemelidir. 4. Kendine karşı açık ve dürüst ol 5. Güçlü irade = Karakter + Disiplin. 6. Düşüncelerin, davranışlarını şekillendirir. 7. Planlı yaşamak, iradeyi korur. 8. Başkalarının etkisinde kalmak, iradeyi zayıflatır. 9. İrade; bilgi, inanç ve azim ile desteklenmelidir. 10. Gençlik dönemi, iradenin en çok şekillendiği zamandır. 11. Alışkanlıklar, iradenin hem düşmanı hem de yardımcısıdır. 12. Zihin netliği, irade gücünü artırır. 13. Temsili hedefler iradeyi güçlü tutar. 14. Zor anlarda iradenizi korumak, iradeyi kalıcılaştırır. 15. İrade, sadece büyük şeylerde değil küçük fedakârlıklarda da şekillenir. 16. Gurur ve onur, iradeyi besler. 17. İrade eğitiminde düşüşler olabilir ama önemli olan ayağa kalkmaktır. Kitabın bize aslında anlattığı sözler daha basit ama ben biraz tatlandırmak istedim sonuçta kitabın dedikleri belli, irade gençlikten itibaren şekillenir dikkat dağıtıcılar ve kötü alışkanlıklar bizim irademize zincir vururlar. Ancak bunlardan uzak durduğumuzda önümüzdeki irade patikası bizim için kolaylaşır en sonunda ise istediğiniz yere gelmiş, istediğiniz gibi yaşayan bir insan olabilirsiniz. İradeniz sizin kötülüğünüze gibi gözükür ancak aslında o sizin en iyi dostunuz, sırtınızı dayadığınız duvar demek yerinde olacaktır. Kitap genel olarak bunlardan bahsediyor. İyi okumalar...
1000Kitap
İrade TerbiyesiJules Payot · Ediz Yayınevi · 201838,4bin okunma
Edebiyatın En Tatlı Eşleşmeleri!
Peki ya sizin favori kitabınız hangi tatlı olurdu?
9/10
·354 syf.·
2025 34. kitabı
Nietzsche, Böyle Buyurdu Zerdüşt de “üstün insan”ın yaratılmasının sanıldığı kadar uzak ve imkânsız olmadığını; bu potansiyelin zaten her bireyin içinde var olduğunu vurguluyor. Kitap, bu potansiyeli açığa çıkarmak isteyen herkes için zihinsel bir kıvılcım niteliğinde. Nietzsche, üstünlük, güç, irade, sürü ahlakı, kendini aşmak ve özgür irade gibi temaları yoğun ve çok yönlü bir şekilde işlemiş. Özellikle “üstün insan” fikri etrafında dönen kavramlar, bireyin kendi yaşamını şekillendirme sorumluluğunu alması gerektiğini güçlü biçimde ortaya koyuyor. Bu yönüyle eser, zamanının çok ötesinde olduğunu hissettirdi. Ancak kitabın dili çoğu zaman okuyucuyu dolandırarak anlatıma yaslanıyor. Bu da bazı bölümlerde metni soyut hale getiriyor. Düşünsel yoğunluk yüksek olsa da, okurdan sürekli dikkat ve felsefi analiz talep ediyor. Bu benim gibi doğrudan çözüm ve netlik arayan okurlar için zaman zaman yorucu olabilir. Benim bu kitabı okumamdaki temel motivasyon, “kendini aşma” ve “irade ile hayatı dönüştürme” gibi konulara verdiği önemdi. Bu açıdan kitap beni besledi sayılır. Ancak şunu da belirtmeliyim: Böyle Buyurdu Zerdüşt bir “nasıl yapılır” kılavuzu değil; daha çok zihinsel ve ruhsal devrimi başlatan bir kıvılcım işlevi görüyor. Size bir yön, bir temel, bir felsefe sunuyor; ama uygulama tamamen size kalıyor. Son olarak söylemek isterim ki ağır bir kitap sindire sindire okumak gerekiyor.
Alıntı
Böyle Buyurdu ZerdüştFriedrich Nietzsche · Doğu Batı Yayınları · 201947,5bin okunma
8/10
·92 syf.·
2025 33. kitabı
Carmen'i okumadan önce operasını izlemiştim, bu yüzden karakterleri zihnimde canlandırmak daha kolay oldu. Özellikle Carmen'in özgür ruhlu ve başına buyruk yapısı, sahnede gördüklerimle daha anlamlı hale geldi. İzlediklerim kitabı okurken bazen aklıma geldi. Farkettim ki önce kitabı okumak lazımmış. (Don josé nin carmen i seçmesini beklemiyordum, micaëla gerçek bir ideal kadındı. Carmen de herkese çiçek dağıtıyor iş ciddiye binince kaçıyor, günümüz ilişkilerine benzettim. En sonda carmeni öldürmesine ne diyeceğimi bilemiyorum.) Anlatım dili sade ama etkileyiciydi. Kısa bir kitap olmasına rağmen karakterler güçlü şekilde yansıtılmış. Opera ile kitap arasındaki farklar bana biraz yabancılık hissettirdi. Kitabı daha güzel... (Fransızca bilmediğimden de bana öyle gelmiş olabilir)
1000Kitap
CarmenProsper Mérimée · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 20212,701 okunma
Zorlayıcı Bir kitap
6/10
·197 syf.·
2025 26. kitabı
İçinde genel olarak krallıkların yönetimi, iç işleri ve politik durumlardan bahsediliyor. İçeriği biraz eski usul olsa da günümüze uyarlanabilir bölümleri mevcut. Kitabı okurken anlatımın sadeliği nedeniyle zaman zaman sıkıldığımı söylemeliyim. Ancak bu sadelik, aslında Machiavelli’nin fikirlerini daha doğrudan aktarmasınıda sağlıyor gibi gözüküyor. Gerçekçi bir yönetim anlayışı sunduğundan benim için oldukça faydalı bir kitaptı. Güç, iktidar ve insan doğası üzerine düşündüren bir eser. Ancak herkesin kaldırabileceği bir kitap değil; özellikle klasik siyaset felsefesine aşina olmayanlar için yorucu olabilir. Katoliklerin bir zamanlar yasaklı kitaplar endeksine koyması ise enteresan, tamam doğruya doğru bu kitap ahlaki siyaseti anlatmıyor ancak siyaset dediğimiz evrende ahlak diye birşey zaten hiç olmadı. Sonuçta kitap onca sayfada tek birşeyi anlatıyor "Amaca ulaşmak için her yol mübahtır"
1000Kitap
PrensNiccolo Machiavelli · Can Yayınları · 201920,2bin okunma
9/10
·72 syf.·
2025 23. kitabı
Stefan Zweig’in Satranç adlı eseri, hem edebi hem de psikolojik açıdan etkileyici bir kitap. Oldukça sade bir anlatıma sahip olmasına rağmen, insan zihninin derinliklerine inen güçlü bir hikâyesi var. Yazar, özellikle yalnızlık ve zihinsel mücadele konularına odaklanmış. Zweig’in akıcı ve sürükleyici anlatımı sayesinde kitap bir çırpıda okunuyor. Gereksiz detaylarla boğulmadan doğrudan konuya giriyorsunuz, ancak karakterlere fazla empati duyma ihtimaliniz de oldukça yüksek. Karakterler, özellikle Dr. B., çok iyi işlenmiş. Onun yalnızlıkla mücadelesi ve satranca duyduğu takıntı, psikolojik olarak oldukça etkileyici bir şekilde aktarılmış. Ancak hikâyenin kısa olması, karakterlerin geçmişine yeterince girilmemesi, zaman zaman yetersiz hissettirebiliyor. Dr. B.’nin hayatına dair daha fazla detay verilseydi ve içinde bulunduğu durum biraz daha derinlemesine incelenseydi, yaşadıklarını daha iyi anlayabilirdik. Czentovic karakteri ise biraz tek boyutlu kalıyor. Onun satrançta nasıl bu kadar ustalaştığı veya gemidekilerin neden onu birlikte bile yenemediği gibi sorulara dair daha fazla arka plan görmek iyi olabilirdi. Satrançtaki dehası dışında kişiliği hakkında pek bir şey öğrenemiyoruz. Böylesine sıra dışı bir dahiyi yüzeysel bırakmak, gün batımını izlemek yerine otelde uyumak gibi hissettiriyor. (Bunun bilinçli bir tercih olduğunu anlıyorum tabii, ama yine de düşüncem böyle.) Nazilerin hikâyede yüzeysel ele alınmış olması hoşuma gitti, çünkü anlatının asıl odağı onların politik yönü değil, yarattıkları psikolojik travmalar.
1000Kitap
SatrançStefan Zweig · Can Yayınları · 2019278,9bin okunma