Talleyrand prensi on yıllarca edindiği yönetim deneyimini şu sözlerle özetlemiştir ; " Süngüyle pek çok şeyi yapabilirsiniz, ama üstüne oturmak pek rahat değildir."
Gömsem kendimi. Bitse her şey. Sonuna gelsek filmin. Kopsa film ! Fark etmez bizim için. Yeter ki derine, çok derine gömsünler bizi. On dakika uğraşsak nefes almak için sonra da yorulup "Eyvallah ! " desek ölüme. Bitse her şey. Öyle bir çığlık atsam ki dünya çatlasa! Altı milyar insan sağır olsa! Tanrı sağır olsa ! Ben sağır olsam ! Kör olsam ! Görmesem hayatı ! Bitse her şey... Çok sarhoşuz. Çok.
Eğer geçmeseydi Kuranıkerim'in üzerinden onlarca kuşak, ben inanırdım yazılanların hepsine. Ama inanmıyorum o onlarca kuşağın dürüstlüğüne. O onlarca kuşağın sadakatine inanmıyorum! Çünkü kendimi tanıyorum. Canı öyle çektiği için duaları değiştirecek her dinden kuşaklar tanıyorum. İnsan dokunduğu her şeyi kirletmiştir bugüne kadar. Dinin kendini bundan koruması o kadar uzak bir ihtimal ki ! Kimse gelip anlatmasın bana insanın iyiliğini, din kitaplarını.
Eğer okumasaydım kimsenin ne düşündüğünü bilemezdim. Dünyanın döndüğünden habersiz olurdum. Ve her şeyi kendim keşfederdim. Cehaletimi bilemek harika olurdu. Ve tırnaklarımla kazıyarak öğrenebildiğim çok az ama bir o kadar da keskin ve kesin bilgiyle ölür giderdim. Kafamda hiçbir kuşku olmazdı. Sadece kesinlikler cirit atardı bedenimde.hak ederek elde ettiğim, sadece düşünerek ulaştığım kesinlikler...