Hazeyn

Hazeyn
@Alidgr4
Dert tekamül yolculuğudur . Yürütür, büyütür, pişirir...
Lisans
yeryüzü
36 okur puanı
Ağustos 2020 tarihinde katıldı
ALLÂHÜ TEÂLÂ’NIN ŞEÂİRİNE TAZİM Allâhü Teâlâ’nın şeâiri ile Allâhü Teâlâ’ya ibadet için konulmuş zâhirdeki şeyler kastolunur. Bunlar Hak Teâlâ’ya ibadete tahsîs olunduğundan onlara tazim ve hürmet, Hak Teâlâ’ya tazim olur. Onlara karşı gösterilen kusur ve saygısızlık da Allâhü Teâlâ’ya karşı yapılmış gibidir. Bu, insanların kalplerinde, hiç çıkmayacak şekilde böylece yer etmiştir. Allâhü Teâlâ’nın şeâirine tazim ve onlar vesilesiyle Allâhü Teâlâ’ya yakınlaşmak, bütün şerîatlerde bir asıldır. Allâhü Teâlâ, Hac Sûresi’nin 32. âyet-i kerîmesinde şöyle buyurmaktadır -meâlen-: “Her kim, Allâh’ın şeâirine tazim ederse, artık şüphe yok ki o, kalplerin takvâsındandır.” Allâh’ın şeâirinin en büyükleri; Kur’ân-ı Kerîm, Kâbe-i Muazzama, peygamberler ve namazdır. Kur’ân-ı Kerîm’e gösterilmesi gereken tazimden bazıları şu şekildedir: • Okunduğu zaman susmak ve dinlemek. • Okunurken, emirlerine icâbet etmek. Mesela; secde âyeti işitildiği zaman, geciktirmeden tilâvet secdesi yapmak gibi. • Mushaf-ı Şerîf’e abdestsiz el sürmemek. Kâbe-i Muazzama’ya gösterilmesi gereken tazimden bazıları şunlardır: • Abdestsiz tavaf etmemek. • Namaz kılarken oraya doğru yönelmek/kıble edinmek. • Helâda, önünü ya da arkasını Kâbe’ye doğru çevirmemek. Peygamberlere gösterilmesi gereken tazimden bazıları şunlardır: • Onlara itaat etmek.
Din
Reklam
MUHARREM AYININ 9. VE 10. GECELERİNİN İHYÂSI Muharrem ayının 9. ve 10. geceleri, birer tesbîh namazı kılınmalıdır. Yine 9. ve 10. geceleri teheccüd vaktinde Allah rızası için 4 rekât namaz kılınır. Her rekâtte Fâtiha-i şerîfeden sonra 50’şer İhlâs-ı şerîf okunur. Bu günlerde Hatm-i Enbiyâ’ya devam etmelidir. Bilhâssa 9. günü 10. güne bağlayan akşam, (yani 10. gece) Hatm-i Enbiyâ yapılması çok faziletlidir. Muharrem ayı içerisinde mümkün olduğu kadar çok istiğfâr etmelidir. (Duâ ve İbâdetler, Fazilet Neşriyat) Muharrem ayının onuncu günü (Âşûrâ günü), önceki bir gün yahut sonraki bir gün ile birlikte oruç tutmak sünnettir. Yalnız Âşûrâ günü oruç tutmak, tenzîhen mekruhtur. Hadîs-i şerîfte, “Âşûrâ orucunu tutunuz ve ona, dokuzuncu yâhut on birinci günü ilave ederek Yahûdîlere muhalefet ediniz, onlara benzemeyiniz.” buyurulmuştur. (Nimet-i İslâm) ÂŞÛRÂ GÜNÜNÜN FAZİLETİ Peygamber Efendimiz (s.a.v.), Medîne-i Münevvere’ye hicret buyurduğunda, Yahûdîlerin, Âşûrâ günü oruç tuttuklarını gördü ve “Bu, ne orucudur?” diye sordular. “Bugün büyük bir gündür. Bugün, Allâh Azze ve Celle’nin, İsrâîloğullarını Firavun’dan kurtardığı gündür. Mûsâ (a.s.), (Allâh’ın bu lütfuna şükür için) oruç tutmuştur (biz de tutarız).” dediler. Peygamberimiz (s.a.v.), “Biz, Mûsâ (aleyhisselâm’ın sünnetini ihyâ)ya sizden daha lâyıkız.” buyurdu ve o gün oruç tuttu. Ashâbına da tutmalarını emreyledi. Böylece Âşûrâ orucu vacip oldu. Ancak Ramazân-ı şerîf orucu farz kılındıktan sonra Âşûrâ günü oruç tutmak, vacip olmaktan çıkmış, Muharrem ayının 9. günü ile birlikte tutmak sünnet olmuştur. Âşûrâ günü, yani, Muharrem ayının onuncu gününde infâkta bulunanlara ve ibadet edenlere, Allâhü Teâlâ büyük sevaplar ihsan eder. Peygamberimiz (s.a.v.) “Her kim Âşûrâ günü çoluk-çocuğuna cömert davranırsa,
Din
Kurban
Zilhicce ayının onuncu, on birinci, on ikinci günleri ile on birinci, on ikinci gecelerinde kurban olma şartlarını ve sebeplerini taşıyan, ibadet ve Allâh’a yakınlık niyeti ile kesilen deve, manda, sığır, koyun ve keçi gibi beş nevi hayvana kurban denir. Zarûrî ve aslî ihtiyaçlarından ve borçlarından başka nisâb miktarı malı olan her Müslümanın senede bir kere, Kurban Bayramı günlerinden birinde kurban kesmesi vaciptir. Birinci gün kesmek efdaldir. KURBANIN MÜSTEHÂBLARI Kurbanın müstehâbları şunlardır: • Kurban edilecek hayvanı, kurban günlerinden evvel alıp beslemek. • Kesileceği yere incitmeden götürmek. • Kesebiliyorsa kendisi kesmek. • Kesemiyorsa ehil bir kimseye vekâlet verip, kesilirken hazır bulunmak. Peygamberimiz (s.a.v.) ciğerpâresine buyurdular ki: “Ey Fâtıma! Kalk ve kurbanının kesilmesine şahit ol. Zira kanından ilk damlası yere düştüğünde, işlediğin her bir günahın, af ve mağfiret olunur. Ve sen ‘İnne salâtî ve nüsükî ve mahyâye ve memâtî lillâhi Rabbi’l-âlemine lâ şerîke leh.’ duasını oku.” • Bıçağın büyük ve keskin olması. • Kurbanın, iki şah damarı ile yemek ve nefes borusunu kesmek. • Hayvanın canı çıkmadan derisini yüzmemek. • Kurbanı keserken, kurbanın âzâları (organları) ve parçaları mukabilinde kendi vücudunun ve bütün âzâlarının Cehennem’den âzât olmasına niyet etmek.
Din
EYYÂM-I BİYZ ORUCU
Hicrî ayların “eyyâm-ı biyz” denilen, 13, 14 ve 15. günlerinde, üç gün oruç tutmak, müstehâbdır. İbn-i Abbas (r. anhümâ) şöyle buyurdular: “Resûlullah Efendimiz (s.a.v.), müsafir iken de, mukîm iken de eyyâm-ı biyz orucunu terk etmezlerdi.” Hazret-i Ömer (r.a.), Peygamber Efendimiz sallallâhü aleyhi ve sellem’e şöyle suâl etti: “Yâ Resûlallah! İki gün oruç tutup bir gün yiyenin hâli nedir?” Resûlullah Efendimiz (s.a.v.) “Buna kimse güç yetirebilir mi?” buyurdular. Hazret-i Ömer (r.a.), “Bir gün oruçlu olup bir gün yiyenin hâli nedir?” diye suâl etti. Resûlullah Efendimiz (s.a.v.) “Bu, Hazret-i Dâvûd’un orucudur.” buyurdular. Hazret-i Ömer (r.a.), “Bir gün oruçlu olup iki gün yiyenin hâli nedir?” diye suâl etti. Resûlullah Efendimiz (s.a.v.) “Buna güç yetirebilen olmasını dilerdim.” buyurdular. Sonra Resûlullah Efendimiz (s.a.v.) şöyle buyurdular: “Her aydan üçer gün oruç tutarsın ve işte böyle Ramazân-ı şerîften öteki Ramazan ayına kadar, bütün günlerde oruç tutmuş olursun. Öyle umarım ki Arefe gününün orucu, Allah katında, önceki ve sonraki seneye keffâret olur. Âşûrâ gününün orucu ise önceki seneye keffâret olur.” Oruç tutmanın mükâfatı hakkında birçok hadîs-i şerîf vardır: “Oruçlu olan bir kimse, bir mümin hakkında gıybet veyahut bir mümine ezâ ve cefâ etmedikçe iftar edinceye kadar ibadettedir.” “Her aydan üç gün oruç tutmak, senenin tamamında oruç tutmak gibidir. Bu üç gün eyyâm-ı biyzdır ki her (kamerî) ayın on üç, on dört ve on beşinci günleridir.’’ “Kim her (kamerî) aydan üç gün oruç tutarsa senenin tamamında oruç tutmuş olur. Allâhü Teâlâ, kitabı Kur’ân-ı Kerîm’de bunu tasdik eden âyet-i kerîmesini inzâl buyurdu. ‘Kim bir iyilik ile gelirse onun için on misli vardır.’ Bir güne, on gün sevabı vardır
Din
HAYRİYYE-İ NÂBÎ’DEN Şâir Nâbî’nin Hayriyye isimli manzum eserinden, oğluna, Ramazân-ı şerîf ayının kıymetini bildiren nasihatler: Bî-maraz tâ ola cisminde tüvân Eyleme fevt-i sıyâm-ı Ramazân Savmdur kullarına lutf-i Hudâ Savma bizzât ider Allah cezâ (Vücudun hasta olmasını istemiyorsan sakın Ramazân-ı şerîf orucunu bırakma. Oruç, Cenâb-ı Hakk’ın kullarına bir lütfudur. Onun mükâfatını bizzat Allâhü Teâlâ verir.)
Edebiyat
Reklam