Doğru, Dünya büyüktür... Çok, çok büyüktür; hatta Osman'ın kurabildiğinden de çok büyüktür. Fakat bir ömür için, tek insan içindir bu büyüklük. Bir soy için değil; bir soyun benimseyeceği, bir soya benimsetilecek bir amaç, bir ülkü için değil!
Şah İsmail’in Çaldıran sonrası günlerini daha çok eğlence ve av partilerinde geçirmesi ve bu yönüyle halkın nazarında Mürşid-i Kâmil sıfatından uzaklaşarak sıradan insan konumuna inmesi Kızılbaşlar arasında ciddî bir kırılma meydana getirdi. Özellikle makam ve mansıp için gizli veya açık mücadeleler yaşanmaya başladı. Daha önce, Şah’ın emriyle ölüme giden ve dünya hayatına değer vermeyen Kızılbaş reisler, bu defa gerek eyaletlerdeki gerekse saraydaki etkinliklerini koruma gayreti içine düştüler. Şah, bu tür çekişmeleri sert bir şekilde cezalandırmasına rağmen zaman zaman kontrolünü de kaybetti. Yine de av ve eğlenceyi bırakmadı. Hülasatü’t-Tevârih müellifi, Şah’a musallat olan iki İsfahalının -yani Mir Necm-i Sâni ve Mirza Şah Hüseyin’in- Şah’ın sonunu hazırlayan bir dizi olaylara sebep olduğunu; Necm-i Sanî’nin boş yere Maverünnehr’e ordu çekip ordunun kırılmasına yol açtığım ve bu yüzden Şah’ın dört bir tarafa sefer düzenlemesini engellediğini; Mirza Şah Hüseyin ise Şah’ı içki ve şaraba alıştırıp onun bedenini zayıf düşürdüğünü kaydediyor.
1524 yılının yazında yaban atı avlamak için gittiği Şeki’de hastalandı. Tebriz’e döndükten kısa süre sonra 23 Mayıs 1524’te vefat etti. Emir Muhammed Sadr-ı Esterabadî na’şını yıkadıktan sonra Erdebil’e götürülüp atalarının bulunduğu hazireye defnedildi.