1514 yılının Şubat ayında Şah İsmail’in ilk oğlu Tahmasb İsfahan yakınlarında Şahabad’da dünyaya geldi. Daha sonra oğullrı Elkas(1516), Sam (1517), Behram (1517); kızları Haneş, Perihan, Mehin Banu Sultanem, Ferengis ve Şah Zeynep doğdu.
Şah İsmail’in oğullanna verdiği isimlerin hepsi, İran'ın millî destan kahramanlarının adım taşımaktaydı. Bu yönüyle kendisini İran destanlarında olduğu gibi Batı’da Roma (=Rum), Doğu’da Turan ile savaşan eski İran hükümdarlarından biri olarak görüyor, olmalıdır. Bir farkla ki, Turan’ın yerini şimdi Özbekler, Rum’un yerini de Osmanlılar almıştı ki, Safevî literatüründe -büyük bir tesadüf eseri olarak- Osmanlılar ısrarla Rum, Rumlu, Rum askerleri, Rum sultanı (=Roma’nın Sultam) gibi sıfatlarla anılmışlardır. Buna göre Safevî,İran’ı komşularından sadece mezhep yönünden değil, tarihî sebeplerden dolayı da farklılaşıyor; Şah İsmail, antik dönem İran'ını referans yaparak bütün İran coğrafyasının mutlak hâkimi rolünü üstleniyordu. Nitekim Özbek Hanı’na gönderdiği mektupta bu anlayışa atıfta bulunarak Horasan beldesinin “Eski İran Sultanları”nın mülkü olduğundan ve kendilerine iadesi gerektiğinden söz etmişti. Böylece Şah İsmail, zuhurundan ölümüne kadar hemen her vesile ile referans olarak kullandığı On İki İmam Şia'sının dışında, bütünüyle politik amaçlarla, henüz kuruluş aşamasında olan devletini, sadece Şiîlerin değil, İran mülkünün yeni devleti olarak görmekte ve kadîm İran imparatorluklarına işaret etmekteydi. Bu vesile ile kendisi sadece Kızılbaşların Şahı değil İran mülkünün de Şehinşah’ı durumuna geliyordu.