küçükkarabalık

küçükkarabalık
@Alittleblackfish
32 okur puanı
Aralık 2019 tarihinde katıldı
Bağlılığı “duygusallık” ya da “küçük burjuva alışkanlığı” olarak nitelendiriyorsun. Başarılara karşı saygılı olmayıysa kölece bir el-etek öpmek sanıyorsun. Saygısızlık göstermen gereken yerde el- etek öptüğünden, bağlılık göstermen gereken yerden nankörlük ettiğinden haberin bile yok. Tepetaklak duruyorsun, her şeyi tersten görüyorsun böyle ve durmakla özgürlük türküsünün eşliğinde dans ettiğini sanıyorsun. Gördüğün bu karabasandan uyanacaksın küçük adam ve göreceksin ki yatağında yuvarlanmış çaresizlik içinde yerde yatmaktasın. Çünkü sana bir şey verenden çalıyor, seni soyana bir şeyler veriyorsun. Konuşma ve eleştirme özgürlüğüyle sorumsuz gevezelik ve adi şakaları birbirine karıştırıyorsun. Eleştirmeye her an hazırsın ama eleştirilmek istemiyorsun ve bu nedenle başkalarından kopuyorsun, başkalarına saldırmaya bayılıyorsun ama bu saldırı karşısında kalmaya dayanamazsın. Bu yüzdendir ki her zaman gizli bir siperden saldırıyorsun. 
Sayfa 94 - PAYEL
Edebiyatın En Tatlı Eşleşmeleri!
Peki ya sizin favori kitabınız hangi tatlı olurdu?
“İnsan bir muammadır. … İnsan, her elini attığı şeyde sonsuz mutluluğu ve bütünlüğü yakalamanın derdinde. Eski bir deyişte söylendiği gibi, dünyaya bağlandıkça köklerini yitiren bizler ağaç tepelerine sarılıyoruz. Ruhun insanın ancak kendi topraklarından doğabileceğini unutuyoruz. Diplerdeki akıntılardan ve karanlıktan kaçarak kendimizi yükseltmenin peşine düşüyoruz. Sonrası malum… Hep bir yola çıkıyoruz, planlar, programlar yapıyoruz. Evdeki hesap çarşıya uymadığında başkalarına kızıyoruz, bazen kapıları kapatıyor, kendimizi hapsediyoruz, önümüzdeki duvarları hissediyor ama bir türlü onu yıkamıyoruz. Bazen olanlara kötü talih deyip geçiyoruz. Kendi trajik hikayemizi tekrarlamak zorunda kalıyoruz. ‘Nereye gittiğimiz önemlidir ancak aynı derecede önemli olan bir diğer şey de nereye kimin gittiğidir.’ Yola çıkarken fark etmiyoruz bile, kimdir yanımıza aldığımız?”
Psikoloji
“Kötü muamele gören ve bu yüzden hiç büyüyememiş çocuklar, hayatları boyunca kendilerine acı çektiren kişilerin ‘iyi taraflarını’ görme çabası içinde olacak ve bütün umutları, beklentileri bu çaba doğrultusunda olacaktır.”
Sayfa 118 - Okyanus
Psikoloji
Her şeye rağmen, anne babalarımıza ve onların ebeveynine ya da onların yerindeki kişilere -bize ettikleri muamele saf eziyet olsa dahi- bir minnet borcu duymamız gayet normaldir. Anladığımız kadarıyla bu duygu, ahlakın vazgeçilmez bir parçasıdır. Ancak samimi duygularımızı ve kendi hakikatimizi, taşsız bir mezara gömmemize sebep olan bir ahlak türüdür bu. Ağır hastalıklar, erken yaşta ölüm ve intihar aslında gerçek hayatlarımızı boğsalar da ahlak dediğimiz kurallara boyun eğmemizin mantıklı sonuçlarıdır. Hayatın kendisi yerine, bu kuralları yüceltmeye devam ettiğimiz sürece, dünyanın her yerinde bu durum böyle olmayı sürdürecektir. Beden, böylesi bir muameleye isyan eder ancak onun konuştuğu tek dil, hastalık dilidir. Çocukluktaki gerçek duyguların reddedildiği fark edilmedikçe de nadiren anlaşılan bir dildir bu.
Sayfa 61 - Okyanus
Psikoloji
Sen, unutursun küçük adam. Ama büyük adam doğası gereği unutmaz. Sanma ki kin besler büyük adam, sanma ki öç alır, yalnızca senin neden böylesine bayagi davranışlarda bulunduğunu anlamaya çalışır. Bu söylediklerim senin duygu ve düşüncelerine yabancıdır, biliyorum. Ama inan ki: Yüz kez, bin kez, milyon kez acı versen- yaptığını bir an unutsan da- kapanmayacak yaralar bile açsan, büyük adam, yaptığın yanlışlardan ötürü senin yerine acı çeker; bu yanlışlarının büyük olmasından değil, küçük ve değersiz olmalarından dolayı acı çeker.
Sayfa 35 - Payel