Depresyonun kariyeri, toplumsal sınıflar üzerinde otoriter ve yasaklayıcı bir hakimiyet kurup her iki cinsiyete de oynamaları gereken rolü tayin eden davranış kontrolü kisvesindeki terbiye modelinin yerini, herkesi şahsi teşebbüse davet edip kişinin kendisi olmasını mecbur kılan yeni normun almasıyla başladı... Depresif kişi miktar dolayısıyla harap olmamıştır. Takatinin kesilmesinin sebebi kendi olmak mecburiyeti dolayısıyla gösterdiği çabalardır."
Geçtiğimiz yüzyıl bir bağışıklık çağıdır. İç ile dış, dost ile düşman veya kendi ile yabancının açık seçik ayrımlarla ele alındığı bir çağdır. Soğuk Savaş da bu bağışıklık şemasını takip etmiştir. Hatta geçtiğimiz yüzyılın bağışıklık paradigması baştan aşağı Soğuk Savaş lügatçesinin, bütünüyle askeri dispozitifin buyruğu altındadır. Taarruz ve müdafaa bağışıklık faaliyetini tarif eder. Bu biyolojik olandan toplumsal olana doğru, toplumsal tabakaların tümüne doğru yayılan bağışıklık mekanizmasına bir körlük kazınmıştır: her ne ki yabancıysa geri püskürtülecektir. Bağışıklık direncinin nesnesi, haddi zatında yabancılıktır. Hasmane bir gayesi olmasa da, herhangi bir tehlike teşkil etmese de, yabancı, başkalığı sebebiyle imha edilecektir.