Bir millet krizle düşmez veya yükselmez; bir millet ancak insanın eğitim niteliği yüksekse yükselir, gelişir, zenginleşir. Bunlarda her zaman iktisadi istatistiklerde yer almaz. Netice; “cultura”ya ne kadar sahip olduğuna da bağlıdır. Bu da eğitimden geçer.
Ankara’da oturuyordum ama elimden geldiğince İstanbul’u da karış karış dolaşmış, arşınlamıştım. Yalnız o İstanbul da İstanbul’du, bambaşkaydı. Artık böyle bir İstanbul kalmadı, yıkılıp gitti. Yıkılması da gerekmiyordu ama yıktılar, şehri görgüsüzce bitirdiler. İşte Anadolu budur. Kendi geleneğinden nefret eder, sırası geldikçe eskiyi yıkar. Bizim millet zaten genelde böyleydi. Misal, Adnan Menderes kadar hem geleneksel Anadolu’dan destek alan hem de o geleneksel Anadolu’nun siluetini görmek istemeyen bir başbakan yoktur.
Meselenin özü düşünmeyi bilmektir; kafanı açık tutmak, daha çok da kafayı açık tutabileceğin anları aramaktır. İşte trende yanında manzara akıp giderken böyle bir rahatlığa kavuşabiliyorsun, düşünmeyi bilmek biraz da budur. Ama tam da o anda telefonunu açıp bakarsan yandın, ortada ne düşünce kalır ne de başka bir şey.