Alpagu

Alpagu
Sade bir Türk. Sadece kitaplar yazsın...
“Zevkin bu dünyada acıya ağır bastığı veya en azından, bu ikisinin eşit ağırlıkta olduğu yönündeki iddianın doğru olup olmadığını kısa süre içinde anlamak isteyen, bir başka hayvanı yiyen hayvanın hisleriyle, yenilen hayvanın hislerini karşılaştırın.”
Reklam
“Sana nasıl gönül verdim, bir bilsen!”
Sayfa 157
“Sevginin niçini olmaz ki efendim... Düşünsem belki mâkul bir sebep bulabilirim. Fakat bu hakikî sebep olmaz.”
Ağlama
Ağlama… Bir masaldır, yolcu, hayat dediğin. Damarından ayrılan kanınla beslediğin Gözyaşına değer mi bu çektiğin acılar? Düşün ki akşam büyük bir iştahla yediğin, Senin alın teriyle bin kere ödediğin Bir lokma ekmeğine göz dikenler bile var. Şimşek yetmez mi eğer ışıksa istediğin? Ne çıkar boş midene yetmezse gündeliğin, Başında mavi gökler tavanınsa ne çıkar? Çamurlanmak düşürmez değerini çeliğin. Gel yine sen bugün de paçavralarla giyin, Yarın sıcak bir örtü hazırlıyor sana kar
Sayfa 69
Yedi Kapı
Sana yedi kapımın verdim anahtarını, Seni bir sultan gibi getirdim sarayıma. Dedim, bunlardı düşen bir mirastan payıma, Ve gönül bağışlıyor işte bütün varını. Gösterdim sarayımın ceviz kapılarını: Gözlerinin renginde, üstü çepçevre oyma. Altısını aç dedim, yedinciye dokunma; Sana söylemek yeter, yeter bu kadarını. Dibine çekti seni asıldığın bu kıyı: Açtın sana açması yasaklanan kapıyı, Girdin bir hırsız gibi ürkerekten içeri. Sözümü dinlemeden girdiğin günden beri Dışarı aksetmiyor artık yalvaran sesin: O kadar derindesin, o kadar derindesin.
Sayfa 41
Reklam