Kahraman Stephen, Joyce’un ilk romanı yayıcılara bir türlü kabul ettirilemedi ve sonunda yazar onu ateşe attı. Ama hayat arkadaşı, eşi, ateşin içinden alıp kurtararak bizlere ulaşmasını sağladı. O güzel kadına teşekkür etmemiz lazım. Bu yüzden Joyce, fikirlerini geliştirip Sanatçının Bir Genç Adam Olarak Portresi'ni yazdı.
Aslında okuduğumuz şey bir romanın ham iskeleti; yazarın zihninin atölyesine bakıyoruz. Bazı yerler yarım (çok küçük yerler), bazı fikirler dağınık (gibi). Ama taslak bile insanı yakalayabiliyor (Eğer bu kitap bir taslaktan öteye geçmemiş ise, okuduğumuz çoğu kitap taslağın ötesine geçememiştir). —Joyce’un zihninin gücünü gösteriyor.
Editörlerin bunu reddetmesi acı, ama anlaşılır bir mekanizma. Yayıncılık çoğu zaman estetikten önce risk hesabı yapıyor: Bu kitap satılır mı? (Satıldı.) Okur anlar mı? (Ben çok güzel anladım.) Gazetelerde konuşulur mu? (Konuşuldu.) Yazar tanınmış mı? (Basarsanız tanınır, bakın tanındı.)
Joyce’un metni klasik değil; bu kitap düz bir hikaye anlatmıyor. Dil kırılır, düşünce parçalanır, bilinç akışı devreye girer. Klasik roman okuma alışkanlığıyla büyümüş okuyucular için bazen “bozuk bir makine” gibi görünür—çünkü editör bozuk bir makinedir.
Ben okurken sanki kitabı bana göndermişler gibi hissettim. “Burayı şöyle düzeltebiliriz, şuraya ekleyebiliriz, bak burası çok güzel güçlendirebiliriz” gibi küçük dokunuşlar önermek istedim. Bu kitap bana gelseydi hemen basılsın derdim.
Stephen kendini ciddi bir edebi sanatçı olarak görmeye başlıyor (ki çok haklı, çünkü o gerçekten bir sanatçı). Ayak takımını küçümsüyor (küçümsemeli zaten) ve otoriteye saygısızlık gösteriyor, ama içindeki gerilimi ve tutkuyu zeka ve ihtiyatla dizginliyor. Din, suçluluk ve toplum baskısıyla çatışıyor (hepimizin yaşadığı bir şey). Diğer öğrencilerle ilişkisi mekanik, çevresiyle kurduğu bağlar
Kahraman StephenJames Joyce · Aylak Adam Yayınları · 201763 okunma