*Ara ara spoiler olabilir.
150 yıldır okurlarının sevgilisi, varoluşçuluğun ilk romanı, ilk çağdaş roman, yalnız ve inatçı insanların başucu kitabı...
Dostoyevski'nin dünyasına "merhaba" dediğiniz bu eser iki bölümden oluşuyor: yeraltı, notlar.
'Yeraltı' kısmı adeta 'derin insan analizi' diyebileceğim, yazarın hayata dair çözümlerinin olduğu, tüm samimiyetiyle 'insan gerçeğini' insanın yüzüne çarptığı, anlattıkça anlattığı, kendi ve kendinin diğerleriyle inatlaşarak yazdığı bölüm. İnsanların nankörlüğünü, kendi çıkarları için göze alabileceklerini; ve erdem, doğruluk, dürüstlük gibi kavramların bir aldatmaca ve kandırmaca olduğunu, insanların kendi istediklerini yaptırmak için bu şekilde davrandığını söyler, anlatır.
'Notlar' kısmı ise ilk bölümdeki düşüncelerinin yaratıcısı olan anılarından, gençlik yıllarına dayalı birkaçını anlattığı bölüm. Mesela hikayelerden birinde... Meyhaneden çıkar çıkmaz canı serserilik yapmak ister ama yapamaz, kendini kandırıyordur. Ve hatta yolda bir subay, kaslı yapılı bir subay, omzuna çarparak onu yok sayarak geçmiştir yanından. Onun intikamı için yine bir gün yolda onu denk getirir ve kendi de çarpar, gururunu kendi çapında korumak için. Bir diğerinde... Eski akadaşlarıyla -sadece kahramana göre en azından arkadaş olanlarla- askere gidecek arkadaşları için verilen yemeğe kendini zorla kabul ettirmiş, yemek boyunca kendisiyle alay edilmiş, o gururundan dolayı kalkıp gidememiştir. Kendisi yok sayılmıştır. Yine bir intikam planı vardır ama bu sefer işlemez. Hatta yemek çıkışı, inadına o yemeğe katılmak için bir kuruşu kalmadığından, arkadaşı Simonov'dan 6 ruble istemiş, kendisine para rezil bir dilenci gibi verilmiştir.
Belki kendini kabul ettirme çabası, umutsuzluk, kıskançlık... Sevilmemek, sevmemek.