Ne bu şimdi? Ne için bütün bunlar? Olacak şey mi! Hayat bu kadar anlamsız ve iğrençse, o zaman niye ölünüyor; hem de acılar çekerek?
Bir yanlışlık vardı bu işte.
Hep aynıydı. Kimi zaman ufacık bir umut ışıltısı belirir gibi oluyor, kimi zaman da bir umutsuzluk denizi kudurmaya başlıyordu, ama hep aynıydı. Aynı acı, aynı keder, aynı iç sıkıntısı...
Buralar öyle yerlerdir ki, böylesi koltuklara ulaşabilen insanların ellerinden doğru dürüst bir iş gelmeyeceği açıkça görülmesine karşın uzun hizmet geçmişleri ve sahip oldukları unvanlar düşünülerek işlerine son verilmez, böylece hem gerçekte olmayan, yalnızca onlar için icat edilmiş hayali makamlara sahip olurlar, hem de onlara elden ayaktan düşecekleri yaşlılık günlerinde dek yetecek altıyla on bin ruble arası, hiç de hayali olmayan bir maaşa konarlar.
Issız bir adada mahsur kalan 6-12 yaş arası bir grup çocuğun yaşadıklarını konu alan bu kitap başta konusu ile çok ilgimi çekmişti ve seveceğimi düşünmüştüm ama maalesef hiç sevemedim. Sayfalar elime yapışıp kaldı resmen. Sürekli birbirini tekrar eden cümleler, konunun bir türlü ilerlemeyişi, ada betimlemelerinin gereksiz uzun olması beni çok sıktı. Bir an önce bitsin diye kendimi zorlayarak okudum.
Konu çok daha iyi işlenebilirdi, olay örgüsü okuyucuyu sürükleyecek şekilde kurulabilirdi ama maalesef hiç sürükleyici ve akıcı değildi, yazım dili ve kurgu kötüydü. Son zamanlarda okuduğum en kötü kitap diyebilirim ne yazık ki.