Sevgili okurlar, sevgili yazarlar, sevgili Montsoulular (hayali bir şehir), sevgili Parisliler, sevgili Romalılar... Her zaman olduğu gibi dünya klasikleri tam metin ve orjinal eserden çevirisinin okunması tavsiyesi ile başlıyorum. Emile Zola'nın ve Fransız edebiyatının en iyi romanlarından biri sayılan Germinal; natüralist (felsefe, edebiyat ve sanatta doğayı, insanı ve olayları olduğu gibi, idealize etmeden, bilimsel gözlem ve deney yöntemleriyle yansıtan kişi veya akım taraftarı, doğacılık) eserler arasında bir başyapıt olarak kabul görmektedir. Hatta bu natüralist anlatım, o kadar doğaldı ki kız çocukları ve kadınların bedenlerinin anlatıldığı bölümler, bana aşırı doğal ve oldukça rahatsız edici geldi. Kitabın konusuna gelirsek, 1860'lı yılların Fransa'sında geçen kitap; kömür madenlerinde çalışan işçilerin hayatları ve ilişkileri üzerinden adalet, eşitlik, sınıf (işçi-kentsoylu) çatışmaları gibi kavramları ele alıyor.
Dikkat spoiler var.
Kitap akıcı, olay kurgusu yerinde ve bu kurgu hatasıza yakındı. Özellikle grevin başlaması ile birlikte büyük bir tempo yakalayan kitap, kısa sürede bitirilebilir. İnsanoğlu yaradılışı gereği, çevresinde cereyan eden olayları anlayarak, hissederek veya yaşayarak algılar, anlamlandırır. Dünya klasiklerini diğer kitaplardan ayıran bir özellik de; klasikleri okuyan insanların, kitabı anlamaktan daha çok hissederek yaşamalarıdır. Emile Zola, sizi kitabın içine çekerek olayları hissetmenizi, yaşamanızı sağlıyor. Henüz kitabın başında geçen ve madencilerin ciğerine kadar işleyen kömür karasını, bir lokma ekmek için canını hiçe sayarak madenlerde ömür tüketen işçilerin sefaletini, grev sırasında açlıktan kırılan işçilerin ve ailelerinin dramını bütün iliklerinize kadar yaşayacaksınız. Hatta hayvanların acizliğini bile