"Bu dünya o kadar çok,o kadar çok sırlarla dolu ki biz neyiz ki, biz kendimizin ne olduğunu bile bilmiyoruz. Bugün varız, o da varsak, yarın yokuz, o da yoksak. Bir de üstüne üstlük savaş çıkarıp birbirimizi öldürüyoruz. Sanki hiç ölmeyecekmişiz gibi. Oysa bir ömür nedir, ne kadardır,onu bile bilmiyoruz. Bir ömür, bir göz açıp yummak kadar değil mi?"
Mümin - Kâfir
1986'da ilk basımı-yazarının ölümünden 3 yıl sonra- yapılan bu eserde Necip Fazıl'ın tasavvuf hakkındaki ufak ufak fikirleri karşınıza çıkıyor. Özellikle şeyhi ve bağlı olduğu cemaatin ismi zikrediliyor birkaç yerde. Baştaki mümin-kafir diyalogları güzel, ilerleyen bölümlerde başlıklar altında minik fikir yazılarını görüyoruz Necip Fazıl'ın. Tabii ki din ve tasavvuf üzerine. Sonraki bölümde de Hz. Ömer'in kişiliği ile ilgili örnekler geliyor ve yine birtakım kavramlar başlığında fikirleri ile son buluyor. Tasavvuf elbette tartışmaya açık bir konu ama benim de soru işareti ile yaklaştığım cümleleri yok değil. Mesela "İtikad" başlığında yol üç basamaklıdır demiş ve 1- iman ve itikadın düzeltilmesi. Kılavuz ise gerçek sünnet ve cemaat ehli(büyük ihtimalle şeyhi) 2- şeriata göre amel
3- bâtın yolcuları olan büyük marifet kahramanlarının eteğine yapışmak...
Başka bir başlıkta kâmil mürşide rastgelinince de yapılacak iş gasledicinin elindeki ölü gibi kendini ona bırakmaktır... Bunun gibi cümleler.
Ama tam tersi çok lezzetli cümleler, altını çizmelik, de karşılıyor bizi. Yine de okunası bir eser.