"Ve kucaktaki bebekler kadar masum ölen aksakallılar vardır ve bu içinde bulunduğumuz yılda da hala mağara adamları doğmaktadır. Geleceği ait gerçekler,geçmişe ait gerçekler ve hiçbir zamana ait olmayan gerçekler vardır"
Kapitalizm, orta sınıflara "ayrıcalık" vermek şöyle dursun, bu sınıfları toplumdaki diğer tabakalardan çok daha adice aşağılar. Sistem, bolluk kapasitesini, küçük burjuvaziyi kendi ezilmişliğiyle suç ortağı kılmak için harekete geçirir önce onu metaya, pazarda satılan bir nesneye dönüştürür; sonra da onun ihtiyaçlarının kendisini meta rabıtasında içerimler. Burjuva toplumda yaşanan her değişimde ezilmiş olan küçük burjuvazinin tüm benliği güvencesizlikle titrer. Uyutucu ilacı -meta, daha çok meta onun esas zehridir. Bu açıdan günümüzde, "ayrıcalık"tan daha baskıcı bir şey yoktur, çünkü "ayrıcalıklı" kişinin psişesinin derinlikleri, sömürü ve baskı için kolay lokmadır.
Spencer, devletin savaş tarafından yaratıldığını öne sürer. "Savaş olmayan ya da olmamış olan yerde hükümet yoktur." (S. 356.) Tüm hükümetler ve tüm yöneten güç, savaştan kaynaklanır. Elbette, devlet gücünün oluşumunda yalnızca savaş durumda bir öndere ihtiyaç değil, ayrıca klan içindeki tartışmalarda bir karar merciine olan ihtiyaç da önemli bir rol oynamıştır. Spencer bu ihtiyacı kabul eder ama yine de devletin doğmasının ve gelişmesinin ana nedenini, savaş zamanında bir öndere duyulan ihtiyaçta görür.
Yalıtılmış yaşam ve hayattan yalıtılmış şekilde zevk almak olanaksızdır. Hayat kendisini, tıpkı bir karga sürüsünde ya da bir karınca yuvasında olduğu gibi, bencillik temeli üzerinde değil,bu temel üzerinde şekillendirir