" Kırk kuraldan ilkidir hâlbuki" dedim usulca. "Birinci kural: Yaradanı hangi kelimelerle tanımladığınızı, kendimizi nasıl gördüğümüze ayna tutar. Şayet Tanrı dendi mi öncelikle korkulacak, utanılacak bir varlık geliyorsa aklına, demek ki sen de korku ve utanç içindesin çoğunlukla. Yok eğer, Tanrı dendi mi evvela aşk, merhamet ve şefkat anlıyorsan, sende de bu vasıflardan bolca mevcut demektir. "
"... Onunla ilgili bir gerçeği görmeni istiyordum, gerçek cesaretin ne olduğunu görmeni istiyordum, gerçek cesaretin eli tüfekli bir adamla ilgisi olmadığını. Daha başlamadan yenildiğini bile bile başlamak ve her ne pahasına olursa olsun sonuna kadar devam etmek olduğunu. Nadiren de olsa bazen kazanırsın. Bayan Dubose kazandı, kırk sekiz kilosunun kırk sekizini de kazandı. Hiç kimseye, hiçbir şeye bağımlı olmadan öldü. Hayatında tanıdığım en cesur kadındı."
"O bana bakarken bile, hiçbir şey söylemeden, sadece bakışlarıyla seviyordu beni. Bu nasıl bir şey, ben daha önce hiç yaşamadım ki... Hayatında ilk kez şeker yiyen bir çocuk gibi işte... Tadına bayıldım. Hâlâ da bayılıyorum ya!."