Bülent SENYÜCEL

Bülent SENYÜCEL
@AngelOak
( Sapiosexual )Okumak ve yazmak arasında mekik dokuyorum. Bir yanım okumaya, diğer yanım yazmaya çekiyor. Yazmanın; okumanın en güçlü yansıması olduğunu düşünüyorum. Haydi gelin! Birlikte hayal zengini dünyalar; inşa edelim mi?
Psikolojik Danışman
Ankara Üniversitesi Lisans
Mersin
Mersin, 4 Nisan
50 okur puanı
Mart 2020 tarihinde katıldı
Şu anda okuduğu kitap
"Şu anda bir yetişkin olsan da benim gözümde hep o küçük çocuk olarak kalacaksın. Annenin seni doğurduğu günü daha dün gibi hatırlıyorum. Tombul yanaklarınla üçlünün en irisiydin ve her zaman kıskandığım siyah saçlara sahiptin. Ciğerlerin kesinlikle çok güçlüydü ve seni annene verene kadar ağlamayı kesmedin. Sanki onun kollarındayken dünyadaki her şey yerli yerinde ve olması gerektiği gibiydi senin için."
Sayfa 13·Kitabı okuyor
Reklam
"Avukat diğer mektupları da iki erkek kardeşime vererek dağıtımı bitirdi. "Bay Kane'in vasiyetinin son hâlini gözden geçirmeden önce onun mektuplarını okumanız gerekiyor." Mührü kırıp mektubu açarken boğazım düğümlendi. Tarih, mektubun Büyükbaba'nın komaya girmesine sebep olan üç yıl önceki kazadan bir hafta önce yazıldığını gösteriyordu. Kahkahamı zor tuttum. Bir kayanın duygusallığına sahip, neredeyse NBA oyuncusu kadar uzun biri olduğumdan  "tatlı ve küçük" kendimi tanimlamak için kullanacağım son sözlerdi. Büyükbaba her şeyi görmek istediği gibi gördüğü için bazı şeylerin farkında olmazdı ve mutluydu. Bu onun en iyi özelliğiydi ve aynı zamanda duruma göre de en kötü özelliği. "
Sayfa 13·Kitabı okuyor
"Yüzlerce Kane çalışanı ve iş ortağının baş sağiığı dilekleri arasında saatler ilerledikçe sabrım azalıyordu. Cenazelerden daha çok nefret ettiğim bir şey varsa o da insanlarla konuşmaktı. Tolere edebildiğim birkaç insan vardı. Büyükbabam onlardan biriydi. Ve artık yoktu."
Her şeyden önce giysisi üzerine oturmamıştı. Koyu renkli, hazır giyim, üzerinde berbat bir şekilde duran takım elbisesi vardı. Gerçekte hiçbir hazır takım elbise onun bedenine ömür boyu uymadı. Ve o gece, hep olduğu gibi, kasları yüzünden kumaş buruşmuş, ceket fazla gelişmiş omuzlan üzerinde kırış kırış olmuştu. Boynu, para için dövüşen* bir boksörünki gibi kalın ve güçlüydü. İşte babamın keşfetmiş olduğu sosyal filozof ve eski nalbant bu, diye düşündüm. Şişkin kasları ve bir boğanınki gibi kalın boynuyla, gerçekten bir nalbant gibi görünüyordu. Onu hemen kafamda sınıflandırdım. Bir tür dahi, diye düşündüm, işçi sınıfının Kör Tom'u." Sonra, bir de benimle el sıkışması vardı ki! Tokalaşması sert ve güçlüydü, ama bana kara gözleriyle dik ve cüretli bakıyor; fazlasıyla cüretli, diye düşünmüştüm. Anlıyorsunuz ya, o günlerde kendi sosyal çevremin bir varlığıydım ve güçlü sınıfsal içgüdülerim vardı. O günlerde cüzdanlarını ortaya koyup dövüşmek erkekler arasında âdetti. Çıplak elleriyle dövüşürlerdi. Dövüşenlerden biri baygın ya da ölü olarak yere devrildiğinde ayakta kalan parayı alırdı
Biz zavallı insanlar, kendi sonlarımıza işte böyle ulaşıyor, dünyaya sonsuz barışı ve mutluluğu, katliamla ve yok ederek getirmeye çabalıyoruz. Üstelik yalnızım. Olacakları düşünmediğim zamanlar, geçmişte olanları ve şimdi artık olmayanları Kartalım'ı düşünüyorum; yorulmak nedir bilmeyen kanatlarıyla, boşluğu döve döve yükselen, yukarıya, güneşine, insan özgürlüğünün alev alev yanan idealine doğru uçan Kartalımı düşünüyorum. Burada boş boş oturup onun yarattığı bu büyük olayı, elim kolum bağlı bekleyemem, ama o, yarattığı büyük olayı görmek için burada olmayacak. Bütün gençlik yıllarım budavaya adadı Kartalım ve bu uğurda hayatını verdi. Bu, onun ellerinin emeğidir, o yaptı.
Reklam