"Odanın uyutucu ve gölgeli sessizliğinde sanki iki vücut eski ve yeni Türk kadınlığının ümitsiz ve teselli kabul etmez iki simgesiydi. Biri, bir asır evvelki neslin son örneği, hayattan ziyade ölüme ve unutuluşa ait bir hatırası... Diğeri, bugünün, bir asırlık mecburi ve uğursuz ilerlemenin, başkalaşımın narin ve tatmin olunmaz bir çiçeğiydi. Netice itibariyle ikisinin de talihi bu kapalı tenha oda, bu muhteşem ve süslü mezardı."