Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Bir sabah dünya boşken kalkıp sordum kendime
neyin var taşınacak?
şu kırık dal sesinden
şu tökezleyen ırmak gürültüsünden başka
neyin varsa sen gidince aklı sende kalacak!
Fatma Aliye, Türk edebiyatının nadide insanı kalemine sağlık.
Refet'in hastalıklı bir çocukluktan kendi ayakları üstüne basan aydın bir geç kız oluşuna şahitlik ediyoruz eserde. Kitabın içeriği çok tanıdık, bizden daha dogrusu içimizdeki refetlerden bahsediyor. Bir genc kız eğitimli olursa neler yapabilir onu fısıldıyor. Kadın ancak güzel olursa evlenebilir düşüncesi ,güzel olmayan bir kızın ilim sahibi olma çabasını tetikliyor gibi.( Çok az da olsa etkili ) Refet geçimini sağlamak için öğretmen olma çabasına giriyor. Sonunda ise hem ilim sahibi olmanın mutlulugu hem de ülkenin kızlarını eğitmenin hevesiyle ülkenin ücra bir yerine öğretmenlik yapmak için kendi arzusuyla gitmeye karar veriyor. (Kendisiyle evlenmek isteyen 45 yaşındaki amcaoğlu Mucip'i "siz cahilsiniz ,paranız benim gözümde hiçbir değere sahip degildir" diyerek reddedişine bayıldım.)
Son olarak Binnaz'dan bahsedelim; kendisi odalık olarak Refet'in babasına veriliyor. Tabi durum konak beyinin diğer aile efradı için nefret uyandıran bir durum. Binnaz gözü yükseklerde bir kadın değil sadece evladının sağlığı için endişe ediyor. Odalık olarak verildiği bey ölünce olanlar bu garip ana kıza oluyor. Çünkü insanoğlu kendisine kıskanç, cimri vurduğu yerde gül biter tabirlerini yakıştırır da zorda olana yardım etmeyi yakıştırmaz.
Fatma Aliye gibi rahatın içinde yaşamış bir insanın yokluğu bu derece güzel tasvir etmesi şairliğinin şanından olsa gerek.
Sevgiler... İyi okumalar...