Mustafa Anıl KAYI

Mustafa Anıl KAYI
@AnilKayi
Üniversite
TR/ITA
Tekirdağ
60 okur puanı
Nisan 2019 tarihinde katıldı
Puan vermedi·926 syf.··
Beğendi
·
2022 19. kitabı
Kitap baştan sona geç Osmanlı ve Türkiye'nin kapsamlı denebilecek ancak bu devasa kitaba bile sığmayacak siyasi cereyanlarıyla dolup taşıyor. Bir cümle içerisinde bile birçok isim ve görüş ardı ardına belirtildiği için siyasi konularla ilgili olmayı bir miktar da olsa gerekli. İçinde yazan her şey okuyana uymasa bile tavsiye edilebilecek bir kitap. Beğendiğim kısımlar -İleriye dönük olarak araştırmak yapmak veya sırf meraktan bakmak için bile büyük bir kaynak sağlıyor. İçerisinde tonla isim, görüş, dergi, gazete, topluluklar, olaylar ve ilişkiler mevcut. -Geniş bir yelpazeden yazıldığı için belirli bir görüş içerisindeki pek fark edilmeyen diğer dalları da okuma fırsatı sunuyor. -Dili yorucu değil ancak zengin, bazı yerlerde biraz karmaşık cümleler olsa da zihinsel egzersiz yerine geçer Beğenmediğim kısımlar -Bazı konularda olmadık derecede tanımlamalar ardı ardına gelmiş. -Kitap sonuç itibariyle siyaset üzerine de olsa içerisindeki -izmler bitmek bilmiyor. Birkaç yerde gereksiz buldum. -Kitap büyük oranda objektif izlenimi verse de öyle değil. Tabi bu bir eksi de değil ancak bir ideolojiye daha yakın olduğu ilk sayfalardan itibaren kendini gösteriyor. Sonra da cümle aralarında artarak devam ediyor. Tabi bu da bir problem değil önsözde de kitabı kendince yazdığından bahsediyor. -Kitabın bence gördüğüm en büyük sorunu olmadık yerlerde arka plan imgeleri, imâlar arayıp durması, bazen bir cümlenin veya olayın ardından gelen analiz ve analoji bana "Ya şimdi ne alakası var bunun!" dedirtti.
CereyanlarTanıl Bora · İletişim Yayıncılık · 2017249 okunma
Sizce yazar hangi ideolojiye daha yakın benim bir tahminim var ama kitabın biraz başındayım ve bu yazıdan önce böyle bır düşüncem de yoktu . Siz diyince şöyle bir düşündüm ve merak ettim açıkçası
Baskın Oran ve İletişim yayınları bir araya gelmiş elbette solcu kendisi; ancak ne kadar solda bilemiyorum bu kitabına göre komünist derdim ama sanırım kendisini sosyal demokrat olarak tanımladığı bazı yazıları var. Yine de önyargısız okumaya çalışın kendi fikrinize göre yorumlayın. İyi okumalar.
1 yanıtı göster
Osmanlı'da Derin Devlet
Puan vermedi·248 syf.··
2021 36. kitabı
Geçen günlerde vefat ettiği için mekanı cennet olsun öncelikle. Abdülhamit'in -veya herhangi bir kişinin- hain olarak yaftalamasını her ne kadar yanlış bulsam da Yavuz Bahadıroğlu yine kitapta
Tarih
Osmanlı'da Derin Devlet ve II. AbdülhamitYavuz Bahadıroğlu · Panama Yayıncılık · 2015660 okunma
II.Abdülhamid hakkındaki kitapta Güneş Dil Teorisi ne alaka ya ? :) :) Bahadıroğlu yazacak bir şey bulamayınca diğer kitaplarından kopyala-yapıştır yapmış demek ki. Bence kitapları zaman israfı fakat okuyup bitirdiğiniz için tebrik de ederim.
Cumhuriyet'in ilk dönem Batılılaşma sürecini eleştirme amacıyla bir paragrafta kullandığını gördüm de bu teoriyi bir tarihçi olarak birinci elden okuduğunu sanıyorum, buna rağmen batı-karşıtlığı nedeniyle teoriyi kanımca yanlış şekilde aktarmış kitapta.
9/10
·176 syf.··
Beğendi
·
2020 105. kitabı
Salgının verdiği eve kapanma durumuyla tüm seriye tekrar başlamıştım ve şimdi de tekrar güncele yetiştim. Okuduklarım arasında Berserk'e denk bir Vagabond vardır herhalde. Çizimler harika perspektif ya da kompozisyon olarak çok iyi iş yapımış ve oldukça karanlık bir atmosfer resmediliyor birçok yerde, hayal gücünün de ne kadar değişik oluşturabileceğini görüyoruz sürekli. Hikaye harika ve bir o kadar da karanlık. Sayfalarda ilerledikçe zamanla çizimlerle şiddet ve ölüm normalleşiyor resmen. Hikayede direkt ya da dolaylı yoldan verilen mesajlar, felsefesi vs çok bahsetmeye gerek yok bence. Bunların anlamlandırılması okuyucuya göre değişiyor zaten. Son olarak, Kentaro dedemiz ölmeden önce bir son getirebilir umarım bu seriye.
Berserk, Vol. 40Kentaro Miura · Dark Horse Manga · 2019202 okunma
Dedemiz bitirmeden öldü maalesef.
Asistanları devam ettirebilir umarım. Toprağı bol olsun dedemizin.
“ETÇİL İNSAN”
Plutarch “Et Yeme Üzerine Makale” adlı yazısında okurlarına şu gerçekle sataşır: Eğer etçil olduğunuza inanıyorsanız “o zaman yemek istediğiniz hayvanı kendiniz öldürmekle işe başlayabilirsiniz ama bunu kendi doğal silahlarınızla yapın; kasap bıçağı, balta ya da sopa kullanmadan.” Plutarch insanların bir iskeletten et yiyebilmelerine müsait bir bedenleri olmadığına işaret eder. İnsanların “kıvrık bir gagaları, keskin pençeleri, sivri dişleri yoktur.” Yediğimiz hayvanları kendimiz öldürüp parçalarına ayırabilmek için kullanabileceğimiz bedensel araçlarımız yoktur; alet edevata ihtiyaç duyarız.
Sayfa 115 - Ayrıntı·Kitabı okudu
Evrimsel olarak baktığımızda beynimizi geliştirmek için diğer öldürücü uzuvlarımızdan vazgeçmiş görünüyoruz bu da alet edevata neden ihtiyacımız olduğunu açıklıyor, bu kadar gelişmiş bir beynimiz olmasaydı herhalde biz de pençelerle avımızı avlardık ki zamanında nazi kamplarında tutulan insanlara canlı bir hayvan verildiğinde kendi elleriyle ve dişleriyle onu öldürdüklerini görüyoruz. Ayrıca yıllarca süren buzul çağlarında insanların ne yemesi bekleniyor tabi ki et, hayvan yağı, kemik iliği vb. hayvansal ürünleri tüketmek zorundaydılar. İnsan vücudu da hayati faaliyetlerini devam ettirmek için ketojenik beslenmeye adapte oluyor bu süreçte. Ben de canlıları öldürmek ve onlar üzerinden beslenmeyi etik bulmuyorum; ancak insan vücudunun et yemeye müsait olmayan bir yapısı olduğunu pek düşünmüyorum açıkçası.