Seval Aydın

Seval Aydın
@Ankavekulleri
Bu dil(Türkçe) ağzımda annemin sütüdür.
Sevmekten Öte Bir Ben...
Puan vermedi·200 syf.··
2025 31. kitabı
·
10 günde okudu
·
Okunma: 29 Kasım 2025 23:01
Sevmek bir sanat mıdır? Bu sanatın inceliklerini öğrenmek ve ustalaşmak mümkün müdür? Belki de işe, önce kendimizi severek başlamalıyız. Ama ondan çok önce, çok daha vahim bir gerçeğin farkına varmalıyız: Bu tüketim çağında hâlâ hayatta olduğumuzu anlamak. Aynı fabrikadan çıkmış bedenler, aynı sözleri ezberleyen beyinler, aynı duyguları paylaşan ruhlar, aynı fikirleri savunan zihinler… Ayrı olmanın getirdiği yalnızlık ve acıyla yüzleşmemek için harcanan çabalar, bizi robotlaştırmak için mi? Kendimizi dinsel törenlere veya anlık hazlara bağlayarak bütünleşme ihtiyacımızı karşılamaya çalışıyoruz. Birinde, belki de hiçbir zaman ulaşamayacağımız yüce bir varlıktan medet umarak, sevmek yerine köle olmayı seçiyoruz. Diğerinde ise hazlarla bedenimizi oyalarken, ruhumuzu gerçek sevgiyle beslemekten kaçıyoruz. Kaçıyoruz; nefesimiz kesilene, saçlarımıza zamanın akları düşene, düşlerimiz silinene dek. Birçoğumuz hayatı boyunca sevilmek için çabalıyor. Bedenine iyi bakıyor, güzel kıyafetler giyiyor, kitaplar okuyor… Ama ayna karşısına geçtiğinde, sadece pazarlanmak için hazırlanmış bir paket görüyor. Çevresindeki insanlar içinden de sevmek istediği en iyi paketi seçmek istiyor. Asıl benliğimizin arkasından attığımız çığlıklara kulak verseydik, belki de duyacağımız cümle şuydu: “Sevmek ne demek? Gerçekten sevmeyi biliyor muyum?” Bu sorular bize güzel bir başlangıç verecek: Sevmeye, yalnızlığımızı gidermek için değil, kendimizi sevdiğimiz için başlayacağız. Tek bir kişide tüm insanlığın izini bulacağız; orada insan olmanın asıl güzelliğini göreceğiz. Sabredecek, dikkat edecek, yoğunlaşacak ve emek vereceğiz. Bütün bunların içinde kendimize tutunacağız. Artık anne ya da baba aramayacak, zihnimizde birer anne veya baba yaratmayacağız. Çünkü aradığımız asıl şeyle, yarattığımız asıl
Edebiyat
Sevme SanatıErich Fromm · Say Yayınları · 20227,9bin okunma
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
Günahların Ötesindeki Masumiyet
Puan vermedi·234 syf.··
2025 17. kitabı
·
11 günde okudu
·
Okunma: 16 Temmuz 2025 21:38
Her zaman saflığı, masumiyeti ya da fedakârlığı bedenlerde ararız. Kirli dokunuşların, bir zamanlar sevilmiş yüreklerin çirkinliğini savunur; el değmemiş bir bedeni, hiç kirlenmemiş bir ruha tercih ederiz. Öyle ki bazılarımız, kadınları yalnızca birer beden olarak görmeye kadar varır bu düşüncede. En "dokunulmamış" olanı ararken, aslında kendisi hiçbir ruhun kıyısına bile dokunamadan bir bedenden diğerine savrulur. Peki hiç düşündünüz mü? Ya bir kadın, hiç dokunulmamış bedenini bir ödül gibi sunuyor ama karşılığında para, lüks, ömür boyu bir kölelik istiyorsa? Bu da bir pazarlık değil midir? Bu da bir alım satım değil midir? Sevmek… Gerçekten sevmek bu kadar alçaltılabilir mi? Kitapta toplumun hor gördüğü, dışladığı, bedenini para karşılığı satan "sıradan" bir kadını gördüğümüzü sanıyoruz. İçimizden "Bu kadın kimseyi sevemez, erdemden uzaktır," diyoruz. Ama zamanla anlıyoruz ki yaşam, göründüğünden çok daha fazlasıdır. Görünenin arkasındaki hakikate ulaşmak için biraz çaba, biraz özveri yeterlidir. Geçmişin yanlışları bir kadının kalbine değmemişse, beden yalnızca bir kabuktur. O kabuk, gerçek sevginin rüzgârıyla birine açıldığında, göz göze geldiği kişi onda geçmişin kirini değil, güzelliğin ta kendisini görür. Gördüğü o güzellik öylesine gerçektir ki her türlü fedakârlığı göze alır. Hayal kurar. Onunla dolu bir hayat düşler. Kimsenin fark etmediği o kıymeti görmek ve ona sahip olmak tarifsiz bir mutluluk olur. Ama hayat bu kadar romantik değildir. Bir zamanlar kirli bir geçmişe sahip olmak, sadece iki insanı değil, çevresindeki herkesi etkiler, onların yaşamlarına da gölge düşürür. Ve işte tam bu noktada, başta küçümsediğimiz o kadın, bütün kalbiyle sevmiş olsa bile, çoğu insanın yapamayacağı bir fedakârlıkla karşımıza çıkar: Kendinden vazgeçer. Her vazgeçiş bir
Edebiyat
Kamelyalı KadınAlexandre Dumas (fils) · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 201924,2bin okunma
Çirkin Bir Eksiklik
10/10
·280 syf.··
Beğendi
·
2024 2. kitabı
Yetişkinlerin dünyasında biz çocuklar sadece birer figürandık. Ses yapma, ona dokunma, ağlama, bağırma, onunla oynama... Sürekli eğlenecek oyunlar bulmanın cezasıydı bu sözler. Çünkü yetişkinler kendi mutsuzlukları içinde bizim mutluluğumuzu istemiyordu. Oysa çocukluk bu değil miydi zaten? Hayatın acı gerçeklerini tatmadan önceki o masalsı mutluluk durağı. Fakat bazılarımız vardı ki çocukken bile çocuk olamamıştı. Birilerinin sorumsuzluğunu sırtlanmışlardı ya da birilerinin altın kafesine kapatılmışlardı. Sahte ışıltılarla süslenmiş odalara kapatılan ruhsuz çocuklardı onlar. Kimisi mükemmel olamamanın suçluluğu altında gözyaşı dökerken kimisi yalnızlığıyla oyunlar oynar, yalnızlığına sarılıp yatırdı. İşte biz de burada çocuk olamamış çocukların dünyasına gidiyoruz. Bu dünyada çocuk olabilmek için çabalayan iki küçük görüyoruz. Kızımız zenginlik ve şatafat içinde sevgiden yoksun büyümüş somurtkan biriyken, oğlumuz yıllarca hasta olmamak için dış dünyaya korkuyla bakan ve yalnızlığıyla baş başa büyümüş biridir. İki çocuğun bir olunca ıssız ve ruhsuz bir malikaneyi nasıl bir harikalar diyarına çevirdiğini görmek şaşırtıcı değil. Gizemli ve ölü bir bahçeyi o çocuksu çabalarıyla dirilterek çocuk olmanın hem güzelliğini hem de iyileştirici gücünü bize gösterdiler. Onlarla birlikte kırlarda koştuğumu, hayvanlarla konuştuğumu, çiçekleri büyüttüğümü, doğayla iç içe olduğumu, mutlu olduğumu iliklerime kadar hissettim. Kızımız oyunlar oynarken, bahçeyi güllerle donatırken, yavaş yavaş gülmenin nasıl bir şey olduğunu öğrenirken, yüzümde benden habersiz oluşan o tebessüm... Oğlumuz kızımızın izinden giderek iyileşirken, yalnızlığın ıssız mağarasından kurtulup kalabalıklara karışırken, kalbimde hüküm süren o ılık his... Uzun zamandır unuttuğum çocukluğun o masum dokunuşu ruhumun
Edebiyat
Gizli BahçeFrances Hodgson Burnett · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202111,7bin okunma
Duygusuz bir psikopat mı yoksa kişiliksiz bir ruh mu?
7/10
·172 syf.··
Beğendi
·
2024 1. kitabı
·
26 günde okudu
·
Okunma: 20 Haziran 2024 19:26
Merhamet, acıma, insanlık... Dünyaya güzel duyguları yitik bir çocuğun gözünden bakıyoruz. Üstelik baktığımız dünya da pisliklerle dolu. Sokakların adları kötülük ve çaresizlik kokarken yoldaşlık ettiğimiz arkadaşlarımız savunmasız insanlara acı çektirmekten zevk alan birer sadist. Tıpkı bizim gibi. Solumuzda acıdan beslenen bir boşluk hüküm sürüyor. Ellerimizde seçtiğimiz hayatın kanlı izlerini taşıyoruz. Kadına, çocuğa, yaşlıya vuruyor, sövüyor, taciz ediyoruz. Hiçbirinden pişmanlık duymuyoruz. Çünkü bu doğamızda var. Burası bizim eğlence parkımız, acımasız eğlenceler durağımız. Peki seçimimiz olmayan bir iyiliği yapmaya mecbur bırakılırsak? İşte tüm mesele bu. İrademiz olmazsa insanlıktan söz edilebilir mi? Kötü bir insan olmak seçimimizken, iyi bir insan olmak mecburiyetimiz olduğu için iyi davranırsak bize iyi bir insan denilebilir mi? Pavlovun köpeğine uygulanan klasik koşullanma deneyini bilirsiniz. Et, salya koşulsuz tepki, et, zil, salya koşulsuz tepki, her zil sesinde verilen et sonucu zil sesi koşullu uyarıcı olursa köpek her zil sesinde salya tepkisini gösterir. Peki bu deneyin bir benzeri insana uygulanırsa? Seçim yapabilmek kişilik gerektirir. Seçimsiz bir iyilik, iyilik değil mecburiyettir. Kötülük çanları içimizde çalarken korkunun zindanından kaçmak için iyiliğe tutunmak iki yüzlülüktür. İki yüzlü bir iyilik, kötülüğün korkak gölgesidir. Bu durumda bize hakaret eden, şiddet gösteren bir insana şiddetle mi karşılık vermeliyiz yoksa susmalı ve ayaklarına mı kapanmalıyız? İyi olmak bizim seçimimizse eğer şiddeti de seçmeyiz yalvarmayı da. Şiddeti seçmeyiz çünkü biliriz şiddet şiddetle yok edilmez. Sadece uygulanacak şiddetin dozunu arttırır. Yalvarmayı seçmeyiz çünkü biliriz kötülüğü seçmiş bir insan için o yalvarmaları duymak uygulayacağı şiddetten
Edebiyat
Otomatik PortakalAnthony Burgess · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2009113,2bin okunma