"Evet. İnsanlık, tarihi boyunca hep şanslıydı. Taş devrinden günümüze kadar hiç gerçek bir kriz yaşanmadı.
Gerçekten şanslıydık. Ama bir gün bütün bu şans tersine dönecek. Hatta şöyle söyleyeyim: Döndü bile. En kötüsüne hazırlıklı olun."
Sevmesem neden affedeyim diyorum, neden öfkeleneyim ya da neden sadece ona bağlayayım hayatımı. Ama hatırlıyorum bir yerlerden, sevgi böyle bir şey değildi sanki, büyüdükçe insanın sevmek olgusu da değişiyor olmalı. Sadece yaşanmışlıklara bölünüyor ya da ne bileyim mesela karnımın içinde kelebekler var ama hepsi o kadar yorgun ki ağrıtmıyorlar bile karnımı. Karşımdaki kız, Erik'le bizim asla olamayacağımızı anlatıyor mesela, çoğu yerinde haklı çıkıyor hep, peki bunu bile bile neden kabulleniyorum diyorum, belki de budur sevgi. Belki de kabullenmektir, hayatını onun için değiştirmektir, onu sevip sevmediğini hep sorgulamaktır, hep onun için yaşamaktır. O zaman ben kendimi hiç sevmemişim demek ki, belki de en baştan beri sorun sadece buydu...
Pippa Baca örneği var bir de önümde, ona da nasıl üzülmüştüm ya, sen tut barış için gelinlik giy gez, barzonun biri tecavüz etsin, seni kessin. Hayır, bir de sonra “ne işi varmış” muhabbeti dönecek, sana tecavüz edip öldüreni suçlamak yerine, vayy efendim o saatte orada ne arıyormuş diye mavra çekecekler.
Nasıl ikiyüzlü, nasıl iğrenç bir milletiz yahu..