Murathan Mungan'ın "Kadından Kentler" kitabı, edebiyat dünyasında nadir rastlanan bir derinliğe sahip. Bu, sadece bir kitap değil; Anadolu'nun ve Türkiye'nin dört bir yanından gelen kadınların ruhundan süzülüp kâğıda dökülmüş bir çığlık, bir ağıt.
Kitap, her biri başlı başına birer destan olan kadın hikâyeleriyle örülmüş. Her kadının acısı, adeta farklı bir yörenin, farklı bir türküsü gibi yankılanıyor. Mungan, bu toprakların kadınlarını öyle bir gerçeklikle anlatıyor ki, okurken yüreğinizin kanadığını hissediyorsunuz. Onların hikayeleri, kanayan bir yara gibi sızlıyor.
"Sanki doğan her kadın, anasından ak süt değil de, katran karası bir kader yazgısı içmiş gibi..."
İşte bu cümle, kitabın bana yaşattığı duygunun özeti. Tek bir cümle ile ancak bu kadar duru ifade edilebilir. Okurken bu coğrafyanın kadınlarına biçilen o ağır, kaçınılmaz kadere tanıklık ediyorsunuz. Yazar, hikâyeleri ilmek ilmek öyle özenle işlemiş ki, her bir satır sadece zihninize değil, doğrudan ruhunuza işliyor. Bu hikâyelerde çokça biz varız; annelerimiz, komşularımız, belki de bizzat kendimiz. "Kadından Kentler", bize ait olanı, unuttuklarımızı ve görmezden geldiklerimizi yüzümüze çarpıyor.
Bu kitabı okumak, bir edebiyat şöleni yaşamakla kalmayıp, aynı zamanda derin bir sosyal hafıza tazeleme deneyimi. Eğer bu topraklara, bu topraklardaki kadına ve onun benzersiz, çoğunlukla trajik yazgısına dair samimi ve çarpıcı bir yüzleşme arıyorsanız, "Kadından Kentler" tam da aradığınız o eser. Şiddetle tavsiye ederim. Kadından Kentler