..Umutsuzluktan ölmüş.
Gencecik insanların umutsuzluğunda ölümü yakınlaştıran bir şey olduğunu biliyor. Fazla uzun sayılamayacak doktorluk yaşamında çok genç bedeni almıştı ipten, küvetten, bıçak ya da iğne altından; gençken ölüm de, aşk kadar mümkün. Biliyor..
İnsanlar aynı biçimde, aynı yönlere doğru değişmiyorlardı. Çoğu kez mazi ortaklıkları şimdiki zaman arkadaşlıklarını diri tutmaya yetmiyor ama insanlar bu gerçeği kabullenmeyip her şey eskisi gibi sürsün istiyorlardı. Sanki bir şeyler hiç değişmeden olduğu gibi sürerse, hayat daha gerçek, dünya daha inandırıcı bir yer olacaktı..
Dünya, her şeyi, kendi zamanı, kendi duyguları, kendi durumlarıyla ölçüp biçen insanlarla doluydu ve o insanlara bir şeyler öğretmek gerçekten zordu..