Antik Motto

Antik Motto
@Antikhasta
Öğretmen
Afyon
17 Şubat
75 okur puanı
Aralık 2024 tarihinde katıldı
Şu anda okuduğu kitap
Puan vermedi·128 syf.··
2026 16. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 04 Şubat 2026 08:49
Batan Güneş’i okurken şunu hissettim: Savaş bitmiş olabilir ama bazı insanlar için asıl yıkım ondan sonra başlıyor. Kitap, tam olarak bu hâli anlatıyor. Öyle büyük bir acı yok belki ama daha çok içten içe çöken bir hayat var. Bir zamanlar iyi şartlarda yaşayan bir ailenin, her şeyini kaybettikten sonra tutunmaya çalışmasını okuyoruz. Ev değişiyor, düzen bozuluyor, ama asıl değişen insanların iç dünyası. Herkes kendi sessizliğine çekilmiş gibi. Savaştan dönen erkek kardeş ise bu dağılmanın en net hâli; hayata karşı yorgun, umutsuz ve ne yapacağını bilmez bir durumda. Kazuko’yu ayrı bir yere koyuyorum. Çünkü o, olan bitene rağmen “tamam, her şey bitti” demiyor. Annesinin hastalığına, ailenin dağılmasına, geçmişin yavaş yavaş silinmesine tanık olurken; kendi duygularını ve kendi yolunu ciddiye almaya çalışıyor. Toplumun ondan beklediği hayatla, içinden gelenler arasında sıkışıp kalıyor ama yine de vazgeçmiyor. Bu kitap bana şunu hissettirdi: İnsan bazen her şeyini kaybedebilir ama yine de içinde küçük bir “başlayabilirim” duygusu kalır. Batan Güneş tam olarak bu duygunun kitabı. Hüzünlü, sakin ve çok gerçek. Okuyup bitirdikten sonra bir süre sessiz kalmak istiyorsun
Batan GüneşOsamu Dazai · İthaki Yayınları · 20234,524 okunma
Reklam
Puan vermedi·104 syf.··
2026 12. kitabı
·
24 saatte okudu
·
Okunma: 23 Ocak 2026 09:37
Uçurtmayı Vurmasınlar... işleyen bir kitap. Bağırmadan acıtanlardan. Sessiz ama içe Feride Çiçekoğlu bu romanda bize bir çocuğun gözünden hapishaneyi anlatır. Ama aslında anlatılan yer bir cezaevi değil; dünyanın ta kendisidir. Küçük Barış, annesiyle birlikte cezaevinde büyür. O, demir parmaklıkları, kilitleri, yaşakları normal sanır; çünkü başka bir hayatı hiç tanımamıştır. Işte kitap tam da burada insanın kalbine dokunur: Bir çocuğun normal sandığı şeylerin ne kadar anormal olduğunu fark ettiğimiz yerde. Barış için gökyüzü bir umut değil, sadece uzakta bir şeydir. Uçurtma ise özgürlüğün, masumiyetin ve dışarıdaki hayatın simgesidir. "Uçurtmayı vurmasınlar" cümlesi; bir çocuğun, dünyaya yönelttigi en saf ama en çaresiz yakarıştır. Kimseye kızmaz, hesap sormaz... Sadece ister. Kitap boyunca büyük dramlar, uzun nutuklar yok. Tam tersine; kısa cümleler, sade bir dil ve derin bir sızı var. En çok da şunu düşündürüyor: Bir çocuk suçsuzsa, neden ceza çeker? Bu romanı okurken ağlamayabilirsiniz ama içinizde uzun süre kalan bir boğaz düğümü olur. Bittiğinde sessizleşirsiniz. Çünkü bazı kitaplar gözyaşıyla değil, susarak acıtır. Kısacası Uçurtmayı Vurmasınlar, özgürlüğün kıymetini, çocukluğun kırılganlığını ve adaletsizligin en masum yüzünü anlatan; ince ama çok güçlü bir kitap. Okunur, ama asıl mesele... unutulmaz. ben kitabı okumakta hayli geç kaldım ama siz geç kalmayın hemen okuyun
Uçurtmayı VurmasınlarFeride Çiçekoğlu · Can Yayınları · 202417,2bin okunma
Puan vermedi·192 syf.··
2026 10. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 20 Ocak 2026 10:28
Bir insanın hayata tutunmak için ne kadar az şeye, ama ne kadar büyük bir yüreğe ihtiyaç duyduğunu Sol Ayağım’da gördüm. Bu kitap bir hayat hikâyesinden çok daha fazlası. Kelimelere ulaşamayan bir ruhun, sessizliğin içinden kendine yol açma çabası. Christy Brown’un sol ayağıyla yazıya tutunması, bana engelin bedende değil, vazgeçişte başladığını hissettirdi. Okurken insanın içi acıyla değil, hayranlıkla doluyor; çünkü bu bir isyan değil, sabırlı bir direniş. Her sayfada, kendini anlatabilmek için verilen o sessiz mücadele var. Dışarıdan bakıldığında görünmeyen ama içeride durmadan büyüyen bir çaba… En çok da annesiyle kurduğu bağ dokunuyor insana. Bir annenin inancı, bir çocuğun kaderini nasıl değiştirebilir; sevginin, en ağır engelleri bile nasıl aşabildiğini çok sade ama çok derin bir yerden anlatıyor. Brown’un yalnızlığı, çaresizliği ve ardından gelen o küçük ama anlamlı fark edişler insanın kalbinde iz bırakıyor. Sol Ayağım, alkışlanan bir başarının değil; var olma mücadelesinin kitabı. Son sayfayı kapattığınızda geriye kalan şey sessiz bir saygı. Bir insanın dünyaya sesini duyurabilmesi için sadece bir ayağa sahip olması… ama kalbinin, bütün dünyayı taşıyabilecek kadar geniş olması.🪽 Engel neydi? Baştan tanımaları yapılması gereken kelimeler arasında artık benim için
Sol AyağımChristy Brown · Nemesis Kitap · 201794,7bin okunma
Puan vermedi·248 syf.··
2026 7. kitabı
·
1 saatte okudu
·
Okunma: 15 Ocak 2026 23:18
Benim hikayemi yazmışlar hem ismim hem hayat hikayem oldukça benziyor. Bir kitap bu kadar yalnızlık kokabilir mi? Kokabiliyormuş... Kuru yazılar bu kokuyu verebilir mi? Verebiliyormuş… Hiç tanımadığın bir kişinin hikayesi seni ne kadar etkiler? Az önce şahit oldum, bir anda hayatı sorgulatacak kadar altüst edebilir. Altı Harfli Bir Tatlı, annesiz büyümenin ve evlatsız yaşlanmanın sessiz acısı. Kalabalıklar içinde görünmeyen bir anne, sevilmeden büyümüş bir kadın... İki ayrı yalnızlık, aynı yerde kesişiyor. Bu romanda kimse yüksek sesle ağlamıyor. Herkes susuyor. Ve en çok da o suskunluk acıtıyor. Bazı tatlılar vardır; boğazdan geçmez, kalpte düğüm olur.
Altı Harfli Bir TatlıŞermin Yaşar · Doğan Kitap · 202513,3bin okunma
Puan vermedi·275 syf.··
2026 4. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 13 Ocak 2026 17:16
🪽Güneşi Uyandıralım, çocukluğun sessiz acılarını ve sevginin iyileştirici gücünü anlatan; kısa ama içte uzun süre kalan bir hikâye. 🪽Roman, dünyayı hala şaşırabilen, ama hayattan erken yorulmuş bir çocuğun gözünden ilerler. Vasconcelos, bu kitapta büyük olaylara değil; küçük anların insan ruhunda açtığı derin yaralara odaklanır. Sevgi eksikliği, yoksulluk ve anlaşılmama duygusu satır aralarında sessizce dolaşır. 🪽“Güneşi uyandırmak”, karanlığa alışmış bir hayatın içinde umudu yeniden hatırlatma çabasıdır. Kahraman, büyümeye zorlanmış bir çocuk olarak hem içindeki ışığı korumaya çalışır hem de hayatın sert yüzüyle yüzleşir. Kitap boyunca anlatılan şey aslında şudur: İnsan, sevgiyle karşılaştığında yeniden doğabilir. 🪽Vasconcelos’un dili yine yalın ama vurucudur. Duygular abartılmaz, acılar bağırmaz; sessizce okunur, derinden hissedilir. Bu yüzden kitap bittiğinde akılda kalan büyük sahneler değil, bir cümle, bir bakış, bir suskunluk olur. 🪽Güneşi Uyandıralım, mutluluğu öğütle değil, şefkatle anlatan; çocukluğun incinmiş yanına dokunan bir kitap. Kısa, sade ve kalpten gelen bir hikâye. Yavaş okumayı sevenlere.
Güneşi UyandıralımJosé Mauro de Vasconcelos · Can Yayınları · 202342,7bin okunma
Reklam