Yine Aytmatov ve yine şahane bi eseri. Bu yazarın kalemini her okumamda " bir yazar nasıl bu kadar güzel,saf ve akıcı bir dille kendi topraklarını, insanlarını anlatabilir "diye hep düşünüyorum . Ancak edebi niteliği kuvvetli biri bu kadar temiz bi eser ortaya çıkarabilir.
Aytmatov'un yetiştiği çevreyi, o bölgenin insanlarını,değerlerini, efsanelerini,masallarını ve eserlerinde konu aldığı toprakları bu eser sayesinde daha da iyi tanıdım. Eseri okurken Issık gölünü ,Boynuzlu Maral Ana efsanesini araştırırsanız olay örgüsü daha net zihinde canlanıyor ve esere daha çok adapte oluyorsunuz.
Eserde ise evebeynleri tarafından terkedilen bir çocuğun düşüncelerini, hayallerini, yalnızlığını ve şefkat arayan küçücük yüreğinin özlemini aktarıyor bizlere Aytmatov. Kitabin baş kahramanı çocuk, bir orman köyünde ninesi,Mümin dedesi, Bekey teyzesi,Oruzkul eniştesiyle birlikte yaşamaktadır. Onu seven tek kişi dedesi Mümindir. Ama çocuğun çantası ,dürbünü ,kayaları haricinde konuşacak ,arkadaş olcak kimsesi yoktur. Dedesinin aldığı çanta ve verdiği dürbünle tepelerden Issık göldeki beyaz gemiyi izleyip babasının hayalini kuran ve bir gün balık olup çaydan o göle akmayı düşleyen bi çocuğun hikayesini, eniştesi Oruzkul'un içip içip teyzesi Bekey'i kısır diye dövmesini, kesilmesi yasak olan orman ağaçlarını eğlence ve ziyafetler uğruna kesmesini, yolsuzluk yapmasını,Mümin dedeye hakaretler edip inandığı efsanenin yalan olup bununla alay geçmesini yani kısaca hayatın acı ve gerçeklerini sade bir dille biz okurlarla buluşturuyor Cengiz Aytmatov. Okunması gereken ve okurlarda güzel etkiler bırakacağına inandığım şahane bi eser .
Keyifli okumalar ...