Yaşanan her şey zamanla soluyordu. Öyle bir soluyordu ki belli belirsiz bir iz bırakıyordu arkasında. İnsan bu ize bakıyor ama yaşandığından emin olamıyordu.
Bazen isteyerek yardım edenler çıkıyordu. Sen bırak bacım diyorlardı, sen çekil şöyle. İyilik yapmayı seven insanlardı. Ama onlar da çok soru soruyorlardı, iyilik yaparak istedikleri kadar soru sorma hakkı kazanıyorlardı sanki.